pereyra naptığını biliyor mu acaba. iki net orginizasyonu tek başına yedi. ayrıca garip bi ruh halinde.
Tongya dışındaki oyuncu değişikliklerimizin gereksiz olduğu, takımın ritmini bozduğu ve golleri yememize sebep olduğu düşüncesindeyim..
maçtan çok keyif aldım da böyle kaybetmek gerçekten üzcüdü oldu ya. takımın önü açık, güzel oynadık. kasımpaşada iyi oynadı. emre belezoğlu kendini epey bi geliştirmiş. en son izlediğim maçlara nazaran bambaşka bir hoca gördüm. epl kafasından tamamen çıkmış.
böyle oynayalım gerekirse kaybedelim. takım iyi gidiyor.
Erzurum beraberliğinde sadece üzülmüştüm, Kasımpaşa yenilgisinde ise hem üzüldüm, hem sevindim. Maçın 75 dakikası hakikaten çok iyi oynadık, umarım üstüne koya koya gideriz, yeni transferler de katkı sağlayacak gibi..
Öne geçtiğimiz 6 puanlık maçı maalesef kaybettik. Ben çok karamsarım. İyi ve uyumlu bir takım kuramadık. Ne olduğu, nasıl oynayacağı belli olmayan birçok oyuncu aldık. Maç kazanmamız ve kümede kalmamız çok zor.
necdet abi o kadar karamsar olma. bu takım çok rahat kümede kalır. tabii metin hocayı gönderme gafletine düşmezlerse kümede kalır diyeyim. yoksa bu takım sonuncu olur.
ben kümede kalıp hatta bir üstü daha zorlayabileceğimizi düşünüyorum. yeni transferlerde uyum sorunu var evette bu zamanla aşılır.
yarın vaktim olduğunda bi değerlendirme yazısı yazabilirim.
ayrıca son dakika yıkıcı bi yenilgi olduğu için insanların sinir sistemi doğal olarak oynamıştır. eğer genel durum iyiyse ben pek etkilenmiyorum bi üzüntü geliyor sonra “bir jazz müziği gibi gelip geçiyor hüzün o kadar çabuk o kadar kısa işte o kadar”
maçtan enerjiyi aldım, gideym biraz kafa dağıtayım. tabii genele ters enerji gitmiştir de, güzel maçtı gerçekten güzel maçtı. gençlerbirliği yense de yenilse de tam olarak bu zaten. güzel olsun gerisi sıkıntı değil.
herkese mutlu haftasonları.
Madem jazz dedik, 75. dakikada Fly Me To The Moon söylerken, maç sonunda Autumn Leaves söyler hâlde bulduk kendimizi..
İnşallah senin dediğin gibi olur Onur. Lige iki galibiyetle başlamamız bana 2021-22 sezonundaki Altay’ı hatırlattı. Lige Mustafa Denizli yönetiminde iki galibiyetle bomba gibi girdi. 7 maçta 15 puan aldı. Sonrasında 31 maçta sadece 19 puan alıp 34 puanla küme düştü. Sahamızda mutlaka yenmemiz gereken iki takımdan biriyle berabere kaldık, diğerine yenildik. Daha ligin başındayız ama bu tablo maalesef küme düşmeyi işaret eder. Son transferlerden de hiç memnun değilim. Ayrıca sosyal medyadan izlediğim kadarıyla kulüpte de pozitif bir hava yok gibi görünüyor. Temennimiz tabii ki düşme tehlikesi yaşamamak. İnşallah iyi bir noktaya geliriz.
bizim oynadığımız futbolun yada futbol anlayışının panzehiri yok..
bu futbol istanbul’da fenersporu da yener, izmir’de göztepeyi ve diyarbakır’da amedsporu da yener..
amaaa…
hep söylüyoruz fizik kondisyonunu ve hızını arttıracaksın.. 65 den sonra maç bitmeden sen bitmeyeceksin..
ileride basmıyorsun, oyunu 30m.ye sıkıştırmıyorsun, dolayısıyla geriye koşu atmıyorsun, hızlı hücum yapmıyorsun, pres nedir bilmiyorsun.. iyi de arkadaşlar 70.dk. dan sonra yokuz.. o dakikaya kadar ne yaptıysak yaptık; onları korumaya çalışıyoruz.. bkz. yendiğimiz maçlarda bunu başarabildik..
çekirge bu kez zıplayamadı..
oynadığımız ala-vere futbolu oynayana aşırı güven veriyor..
hiç orta sıçan oynamadınız mı?. rakip arada debelenip sizin garanti paslarınızı kesmeye çalışırken keyif alırsınız ve özgüven tavan yapar..
bunun alternatifi yok.. ve bunu ne kadar kazma olursa olsun bütün futbolcular oynar..bu oyun şekli yasaklı madde gibidir.. oynayana haz verir, rakibi uyuşturur..
bunu yap..
çünkü bu kadro yapısıyla başka bir şey yapamazsın.. düz futbolu seçmişsin çünkü usta ayakların yok..
sadece biraz hızlan ve kondisyonunu arttır..
önemsiz not:
bu tip futbolun santroforu koita olursa iyi olur.. kanatlara indiğimiz ve orta yaptığımız yokken pivot santrofora (ne demekse) ne gerek var?.. koita 18 içinde hızlı ve çevik.. üstelik fırsat bulduğunda köşeleri de iyi görüyor.. 18 dışında da becerikli.. bu ala-vereye katılıyor..
bu tip futbolun orta sahasında oğulcan yavaş oynuyor.. bütün takım neredeyse tek top oynayarak çıkıyor.. bu kardeşimiz topa basıp dönüyor ve oyunun yönünü değiştirmeye çalışıyor..
oyuna yön verecek kapasiteside yok ama çok eskilerde bıraktığımız santraf olup maestro pozisyonuna soyunuyor..
bundan vaz geçip hızlandığında ise çok faydalı olduğu görülüyor..
zayıf bir halka.. bu haliyle..
hocanın çok büyük hataları var.. onu da bir ara konuşuruz..
lütfen tikat..
ikinci yarının başında da çok iyiydik.. uyuşukluğu üzerinden atamamış kasımpaşasprun karşısında pozisyonlar bulduk.. salt bacaklarımızda derman kalmadığı için bu pozisyonları gole çeviremedik..
değişiklikler çok geç yapıldı.. inşallah böyle biter moduna girdik.. hocanın müdahaleleri yanlış ve zamansız dı.. rakip silkinmeye kafasını kaldırmaya başlamışken bile biz maçı iyi götürüyormuş gibi davranıyorduk..
oyunu bırakmış, kaderine razı olmuş kasımpaşayı oyuna döndürdük.. yetmedi rüyasında bile göremeyeceği hediye puanları çantasına koyduk gönderdik..
hay’dan gelen hu’ya gidiyor…
ben camiada baya karamsar bi hava var sanıyordum, çokta karamsar bi hava yokmuş. şaşırtıcı geldi.
hocam yazabilir misiniz, merak ettim.
işte.. yazmışız ya..
hocamız elindeki kadronun ne oynayabileceğinden emin mi?. bilemiyorum..
bu kadroda topla katedebilecek, adam eksiltecek, sıfıra inebilecek kabiliyette kimse yok..
bu kadro yapısı sadece topu ayağından erken çıkararak ve de onu birlikte, alternatifli yani top bölgesinde kalabalık bulunursa yapabilir..
buna şimdilik dayanışma diyelim.. bu tip vasat kadrolar ancak ve ancak dayanışma yoluyla ayakta kalabilirler..
ki; bu da kondisyonu üst düzeye çıkarmakla olur.. ikili mücadelelere, adam eksiltmelere girmeden topu aktarma ise çabukluk gerekir..
işkembe-i kübradan atmıyoruz.. takım bu oyunu ancak bir devre oynayabiliyor.. dedik ya; bu oyunun panzehiri yok.. rakip kim olursa olsun çabuk top yapan alternatifli pas opsiyonlarıyla gelen bir takıma karşı ne yapabilirler ki?.
ikinci devre yokuz.. bu kasımpaşa maçına özel değil.. fenerspor maçında da, göztepe maçında da böyle idi.. o maçlarda kuş taşa çarptı.. bu maçta da oluyordu ama takım o kadar bitmişti ki; emre belezoğlu gibi kaderci bir adamı bile uyandırdık.. hoca yaptık milletin başına..
tam olarak ne zaman ve hangi değişiklikleri bekliyordunuz onu anlamadığım için bir şey diyemedim. bence hiçbir müdahalesi yanlış değildi. belki başka türlü düşülünebilinirdi, söyle mi deneseydik denilebilirdi o kadar. yoksa futbol da yaşamda o kadar keskin bir şey değil bence. fikrime gelince değişiklikler gayet iyi düşünülmüş. başka türlü yapılabilir miydi sorusu yani daha iyinin daha iyisi yapılabilir miydi tartışması başka bir boyut olurdu. sizden söz etmiyorum, genel bir değerlendirme yapacsak olursam, türkiyede böyle bir ortam yok. zaten sorumun nedeni muhabbet olsun, fikir fırtınası olsundu.
değişikliklere bakalım bi
luis- tongya
emre belezoğlu o 10 numarayı + dokuz numarayı diabatenin etrafına konumlandırdı. arkasından tekniği olan bir os yi merkeze koydu. (aslında 10 numara olarak oynuyordu merkeze çekti) kanatlar da merkeze yakındı. metin hoca kendi değimiydi “ortasahayı kilitledik” dedi luis değişikliği ile. tongya değişikliği yüzde doksan doğru. yani burada bir sıkıntı yok. o yüzde 10luk kısım “tongya yerine traore mi yoksa tiagoyu mu çıkarmalıydı” olabilir. ben de tongya derdim. ya da der misiniz bilmiyorum “traoreyi santrafor a atalım mendezi çıkaralım” bence bu da olmazdı.
tongyanın cıkmasının nedenimi biraz daha açayım. tabii burada yanılıyor olabilirim, siz de bu konularda ya da başka bir gözle yorum yapabilirsiniz. sonuçta bal liginde hatta bal liginin "seviyesinde"ki bir hoca teknik ekipten bile daha iyi bileyiz. biliyoruz demek zaten hem komik hem saygısızlık olur. en fazla muhabbet döndürebiliriz. en fazla hocanın kalitesini konuşabiliriz. en fazla bazı, bazen de çokça eksikliklerini görürüz, artılarını görürüz. ama asla onlardan daha iyi bilemeyiz. bunu da belirtmek istedim. türkiyede de saygısızlık, hadsizlik fazlaca olduğu için gelişemiyoruz. kimse de çıkıp had bildirmiyor. sonra kulüplerimiz rezillik yaşıyor. bildirilmesi lazım. gelişmek isteyen memleketlerde hadsizlere had bildirilir. bu böyle olur. he dediklerim tabiiki eleştirilemez demek değildir, umarım anlatabilmişimdir.
şimdi tongya ortasaha orjinli bir oyuncu değil. onu net bir ortasaha gibi görüp, taktikler değişen oyun ve hava içerisinde öyle değerlendirmemek lazım. ayrıca ortasaha olarak düşündüğümüzde alan kapatması, ortasaha okuyuculuğu iyi değil. bu ortasaha okuyuculuğunu uydurdum anlayın :d tongya’nın ortasahada yararlı olduğu hatta orada oynaması gerektiğini de şimdiden belirteyim. ancak rakip yukarda belirtiğim gibi orayı doldurdu. o oyuna aldıkları 10 numara bakayım kimmiş, raferti. çok hızlı bir oyuncu, ayrıca diğer oyuncularla (toplu-topsuz) ikili oyun yapabilen bir oyuncu. dakika kaçtı anımsamıyorum, beke geçti, bek ortasaha içe yerleşti, sonra birden savunmadan sprint atmaya başladı. eşleşmeleri bozmaya çalıştı. luis oyunu top bizdeyken çok iyi okuyor. ayakları da temiz. çok umutluyum. top rakipteyken okuyup okuyamadığını tam olarka çözemedim ancak kötü değil. dedik ya tongya değişikliği yerindeydi. yerine girecek oyuncu kim olabilirdi? belki salih? ama salihin durumunu tam olarak bilemiyoruz. bu nedenle bir şey diyemeyiz. kadroya bakıyorum. bi tek kaoita kalıyor. koitada oraya giremez. ortasaha olamaz. zaten yarı sakat oynuyor. koşamıyor. imkansız yani onun ortasaha olması. sakat olmasa da olmaz. en fazla ofansif oynayabilir, o zaman da tongyayı çıkarırsın. bunu ancak ilk 11 de yaparsın yani 11 e tongya yerine koita ile başlarsın. he değişikliğe gelince tongya-koita değiştireceksen, hiçbir şey yapmamış, aynı şeyi yapmış olursun. luis oyun okuyan, kuran, ayağına top alan, top isteyen takımı rahatlatan bir oyuncu, bu nedenle top biraz daha bize geçecekti. ayrıca fark ettiniz mi bilmiyorum, kasımpaşanın sağ stoperi, baktım, hiç 11 e çıkmamış. ama 120 milyon küsür bonservis vermişler, fena da oyuncu değil, sırf mendesin tepesine bindirdi emre belezoğlu ve bence emre belezoğlu da kendini aşırı geliştirmiş bugun kendisini beğendim. yolu açık olsun. işte o mendes defalarca 18 içine havadan top attı, diğer o stoper illie da aynısını yaptı. buradaki maksat birinci olarak “yerinden oynayan” stoperlerin bıraktığı boşlukları değerlendirmek ikinci maksat seken topları toplayıp kargaşadan yararlanmak. stoperlerin hakkı var hiçbirini tehlikeli yere göndermediler.
diabate seken toplarda kötü, akan oyunda dengesini koruyamayan bir oyuncu. ben aslında onu değiştirmesini beklerdim. ancak kulübede çapa diyebileceğimiz bir oyuncu yoktu. niasse yi bu nedenle merak ediyorum. eğer iyiyse luis ile birlikte oynayabileceğini düşünüyorum. çünkü diabate sanırım seviliyor, dün bir programda da aynılarını duydum, bence çok yetersiz kalıyor. ve bizim olmayan bir oyuncuyu geliştirmekte mantıksız geliyor. o kadar çok hata yapıyor ki takım zor durumda kalıyor. oyunuda okuyamıyor, üstüne topu zaten vermiyorlar kendi de almıyor, alınca da naptığını bilmiyor. sanırım ilk defa maçın sonlarına doğru aldı taça doğru sürüp taça attı. gelişmesi gereken şeyler var ama bu bizim takımımızda ya da bu seviyede olmamalı. en azından 20 dk süre verirsin o kadar. metin hoca maç sonu niaseden söz etti. sanırım niaseyi oraya monte edecek. tabii tongya-oğulcan bozulacak bir ikili değil. ancak saki luiste değerlendirilebilir diye düşünüyorum. he tekrar bu değişikliğe gelirsek “gençlerbirliğinin 6 numarasının çevresi stoperleri yerinden oynatıyordu buna göre hamle yaptık” peki kardeşim metin hoca neden önlem almadı? aldı işte. peki neden bu diabateyi çıkarmadı. nasıl çıkarsın? kimi alacak onun yerine. formasyon değişecekse nasıl? bunları cevabı lazım.
koita-mendes
burada hocanın koitadan, o biticiliğinden, fırsat yaratmasından yararlanmak istediğini düşünebiliriz. bir şey de diyemeyiz. he koita 11 de mendes yedek olur muydu derseniz. bence olurdu. ikisi birden oynasın dersek, tongya yedek olacak. ogulcan + 1 çapa ikili os çıkacağız önlerine koita koyacağız. öyle bir seçenekte yok. koita her türlü oyuna alınabilecek oyuncu. he maç içinde koita + mendes yapacaktıysak, o zaman gene 2 ortasaha kalacaktık zaten orada sıkıntı yaşıyorduk daha da kötü olurdu. değişiklikte sıkıntı yok. acaba sıkıntı dakikasında mı?
fıratcan - traore
sakatlık.
metehan - talison
sakatlık. bu arada maçın yıldızı talisondu. “savunma” nedeniyle değil. hem “oyunsal” hem “mental” hem “taktiksel” verilerin toplamı olarak söylüyorum. en azından ben böyle yaparım. sanırım böyle yapılması gerekir. takımın yıldızıydı.
oğulcan - salih
bu da elde kalan son değişiklk. oğulcan da yoruldu zaten. salih bu arada ayağından bi top kaçırdı da yararlı da oldu. fiziği ne durumda bilmiyorum da o iki hava topunu çok rahat aldı.
bilmiyorum sizce hangi oyuncular, değişmeliydi? belki yanılıyorumdur.
ayrıca biz maçı iyi götürüyormuş gibi davranmıyorduk iyi götürüyorduk. bi ara özellikle o ortasaha oyuları nedeniyle takım afalladı. o da kısa sürdü. o sırada talihsiz bi gol yedik. yoksa gene atak yapıyorduk, kaçırıyorduk. hatta gol yedikten sonrada 3 net atak geliştirdik. kasımpaşa gene baldan gol attı.
o belirli bir aralık dışında takım yaslanmadı. bu da psikolojiktir. çözülür. öyle bi yaslanmada görmedim açıkcası hala oyuncular rakip sahada baskı yapıyordu. alan kapatıyordu. siz yaslanma görmemişsiniz desem ayıp ederim gayyette gördünüz :d metin hoca neden öyle bir demeç verdi orasını anlamadım heralde o kısa aralıktan söz ediyor, ayrıca bence ara ara yaslanmak gerekir. hem enerji tasarufu hem kaynak kullanımı açısından gereklidir.
hocamız elindeki kadronun ne oynayabileceğinden emin mi?. bilemiyorum..
sanırım güneşin doğudan doğduğu kadar emin.
sizi bu düşünceye iten nedir?
bu kadroda topla katedebilecek, adam eksiltecek, sıfıra inebilecek kabiliyette kimse yok..
bu kadro yapısı sadece topu ayağından erken çıkararak ve de onu birlikte, alternatifli yani top bölgesinde kalabalık bulunursa yapabilir..
topla kat edecek çok fazla oyuncu var. hem de baya fazla. pereyra, fıratcan, abdül, tongya, oğulcan, traore, tiago. bunlardan tongya, traore, tiago, pereyra, oğulcan, fıratcan driplinglarde de iyi. sıfıra inip inmemekte bizim tericihimiz. ayrıca pereyra ve traore 0 a baya indi. tiago da indi. tongya ve tiago daha çok 18 içine bindirmeler yapıyor. orası da 0. hem çok inmeye gerek yok, 18 içinde boşluk kovalayan oyuncularımız var. tongya bu işin kralı.
adam geçmeye gelince, bizim oyun bireysel adam geçme değil, takımsal adam geçme oyunu. yani takımda çalımcı, yetenekli, seri, füleli birini arıyorsanız, metin diyadin bu işin ustası :d
devamını getircektim de burada bitirmek iyi olur heralde sevdim bunu :d umarım güzel fikir alışverişi yapabiliriz.
zahmet etmiş çok uzun yazmışsın sevgili 0123 ama bu aldığımız maçı basıl oluyorda kendi elimizle rakibe teslim ettiğimizi açıklayamıyor..
takımın taktik dizilişini eleştirirken daha iyi bir yerlere gelmesini, gelebilecek kapasitede olduğunu gördüğümüz için eleştiriyoruz.. her şeyi iyi yapıyorsak; maçın bitmesini bekleyen, çıkış tünelini gözleyen kasımpaşayı maça döndürdük.. bunu biz yapmadık pilin bittiğini farketmeyen, şarj göstergesine dikkat etmeyen metin hoca yaptı..
haa şu anda metin hocadan daha iyisini bulabilirmiyiz?. bulamayız.. ama yaptı..
taşı delen dalgaların gücü değil, sürekliliğidir.. demişti bir büyüğümüz..
pazar günü albeyköyle de oynasak onlarda bir veya iki kere sıfıra kadar inerlerdi. bizimde oyun karakteristiğimiz değil sıfıra inmek.. öyle olsa santraforumuzun bir kaç tane kafa gölü olur.. ya da golü olur..
elimizdekilere bakarsak, bu oyun düzeninin santraforu koita olmalı.. 18 dışında da oyuna katkısı, harektliliği ve çabukluğu görülmeli..
oğulcan çabuk oynadığında, topu ayağından çabuk çıkardığında çok faydalı ama ilerleyen dakikalarda topa basmaya, aralara oynamaya, fantaziye kaçıyor.. teknik kapasitesi de buna uygun değil.. ee nasıl olacak şimdi?. oğulcan hızlamadığına göre takım mı yavaşlasın?.. zaten öyle de oluyor..
takımda topla dripling yapabilen, adam geçebilen tek oyuncu tonya.. ama o da sıksan sıksan bir kişiyi geçebiliyor.. ikinciyi geçebilmek için bataryaları şarj etmesi gerekiyor.. o halde yapmamalı..
hocanın bunu görüp değişiklikleri daha önce yapması lazım dı.. emre belezoğlundan önce.. öndeki takım oyuncu değiştirmez diye bir şey mi var?..
takımın tek sorunu fizik kondisyon düşüklüğü..
teknik kapasitesi düşük, düz futbolculardan oluşan takımımızda şu anda yapılacak yegane şey; kondisyonerlerimizim bu işe eğilmeleri.. oynadığımız futbolun başarıya ulaşmasının tek formülü kondisyon ve çabukluk..
yok hocam ne zahmeti zaten düşündüğüm gibi tak tak yazıyorum birden ekran dolmuş oluyor :d
her şeyi iyi yaptık, demek değil de, olabilecek her şeyin hemen hemen en iyisini yaptık demek yerindedir. bu sonuçlar, bazen de talihsizlikler -bence bu maç bir talihsizlikti çünkü 3 puan şartsız şurtsuz bizim olmalıydı- olabiliyor.
kasımpaşanın maç bitsin, gidelim gibi takıldığını düşünmüyorum, en azından ben öyle gözlemlemedim, gayet zorladılar, gol atmak için ellerinden geleni yaptılar, risk aldılar, taktik geliştirdiler. biz bunlara karşı da iyi karşılıklar verdik ancak bir şekilde golü attılar. sonra tekrar öne geçebilirdik, son 10 dakika gene biz oynadık biz atamadık, kasımpaşa gene gol attı. olabilir böyle şeyler. futbol bu. anımsarsanız maç oynanmadan sözcük sözcüğüne şunu demiştim;
“maçı alsak çok iyi olur da, bu maçtan beraberlikte çok iyi olur. hatta iyi oynayıp yenilmekte iyi.”
burada “iyi oynayıp kaybedersekte sıkıntı yok” kısmı gerçekleşti. 0 a inmek derken hocam, tam olarak ortalar açılsın, 18 hava sahası ablukaya alınsın futbolu seviyorsunuz sanırım, ya da ben mi yanlış anlıyorum, evet keyifli futboldur. ancak biz daha çok 18 içine yerden oynuyoruz. orada kurgularımız oluyor. yani tamamen planlanmış kurgular bunlar. çok nette belli oluyor. isterseniz bunların detaylarını da konuşabiliriz. bi de ortada açıyoruz. ancak bizim orta açmada iyi bir oyuncumuz olduğunu söyleyemem. gene etkili orta açma fırsatları yakaladık. bu da bizim taktiğimizden gelen avantajımızdır. mesela takımda sanırım en iyi orta açan isim abdülrahim :d şu daha iyi diyebileceğiniz biri var mı? bu maçta ilk defa pereyranın orta açtığını gördüm. iyi değil, ama belki tutturabilir.
ben de koita’nın santrafor oynamasını isterim. kesinlikle katılıyorum. ama mendeste iyi mücadele ediyor. aşırı yararlı oluyor. bağlantı kuruyor. ikisiyle bambaşka oyunlar oynuyoruz. mendesle oynadığımız oyunda gayet güzeldi. ikisine de itiraz etmem. durum, takım, rakipe göre ikisi de oynar diye düşünüyorum. + olarak koita çok beğendiğim bir oyuncu. bu duruma ben de üzülüyorum. ama hocanın onu 11 e nasıl dahil edebileceği de şüpheli. tongyadan vazgeçmesi gerekecek, tonga ile oynaması zaten imkansız. tongyadan da vazgeçilmez. ogulcan-koita belki, ama tongya-koita çok uçuk olur. oğulcan-koita denenebilir ki bence bunu ileride sakatlıklar olunca göreceğiz.tongya kanada geçer.
mendese gelince ben kendisinden gol beklemiyorum. ama gol atamayan santraforlar genelde linçleniyor. burada yatabare örneği verebilirim. yatabare karakter bakımından da, motivasyon bakımından da çok iyi bir oyuncuydu. artı olarak aslında fena oynamazdı. ama üzerine çok gidildi. o baskıyı kaldırabilen bir oyuncu olamadı bıraktı. niang vardı. tam tersi. takımı sabote eden biriydi. bu oyuncu yararlı olsa dahi karakterde büyük sıkıntılar varsa o takımı küme bile düşürür, bırakın takıma kötü etkisini küme düşürür. + bu niang hiçbir katkıda vermiyordu.
mendes yetenek olarak bu profil bir oyuncu. gol beklememek lazım. pozisyona sokması, oyun kurulumunda bulunması, top rakipteyken akıl koymasını beklemek lazım. önümüzdeki maçlara dikkat edin hatta burada bunun devamını tartışabiliriz, mendes bağlantılarda ve oyun kurarken çıkmaya çalışırken aşırı yararlı oluyor. ve olacaktır. he olamazsa ya da başka bir yön varsa görür konuşuruz. ama bu mendes konusunu bi konuşuruz. konuşmaya değer bir konu. çünkü türkiyede bek olmak diye bir tezim var benim :d burada da defalarca yazdım. santrafor olmak bek kadar olmasa da sıkıntılı bir iştir.
oğulcanın 70’den sonra oyundan koptuğuna katılıyorum. konsantrasyonu dağılıyor. takım ruhuna biraz daha sadık kalması gerekiyor. bunun dışında aslında oğulcan takımın yıldız oyuncularından biri. katılmadığım yerse oğulcan oyunu takımda en iyi okuyan bence koitadan sonra ikinci oyuncu. bir düşüneyim başka kim olabilir. hatta bi kadroya bakayım.
evet.
1.koita
2.oğulcan
3.irfancan
diyebiliriz. yeni gelenleri saymıyorum. oyunu en iyi okuyan oyuncular bunlar. bi de anlık “trick” leri iyi okuyan oyuncular vardır.
oyuncuları değerlendirirken bu ayrımı yaparım “genel okuma” “anlık okuma” bu anlık okuma da dikkat etmenizi öneriyorum takımdaki en iyisi tongyadır.
hatta geç tepki verme konusunda da ne yazık ki iki kanat oyuncumuz tigao ve traore başı çeker.tiago tongya ya ayak uydursa o kanadı durdurmaları çok zor olacak. tongya tiagoyu oynatmak için saçını bşaını yoluyor, eekibinden arkaşına yerini belli etmek için siren çalmak zorunda kalan, ama hırsızları uyandırmak istemeyen bir polis gibi tkaılıyor tongya. geçen maçın sonlarına doğru tiago tongya ile anlaşmaya başladı. bu ilerde uyum olursa, bu ikili çok can yakacak. ama tiagodan şüpheliyim. bi de kendini mecaz değil, sözcüğüm tam anlamıyla yerden yere atarak itiraz ediyor. + olarak luisle daha iyi anlaştı. bu bir milliyetçilik midir :d bilmiyoruz. tongya ile anlaşmasını bekliyorum. çok yazık ettiği pozisyonlar oldu.
az öncede demiştim, dripling yapabilen oyuncularımız çok fazla aslında. evet adam geçme de sorun yaşıyoruz. tiago da traore de topu ayağında çok oyalıyor.
kimi değiştirmeliydi ve nasıl değiştirmeliydi orasını söyleseniz bir şey diyeceğim.
kondisyonda ben pek sıkıntı görmedim, bilmiyorum belki de kondisyonda sıkıntı vardır. ama teknik kapasite çok düşük değil. ama iyi de değil, ortalama da değil. ortalamanın biraz altında. ama biz tekniğe dayanan bir takım değiliz. zaten “teknik” denince yan pas geri pas oluyor. biz hız + teknik + biraz güç e dayalı bir takımız. hız iyi, teknik orta altı, güç orta. durum sanırım aşağı yukarı bu. hız kızmı, tekniği kapatıyoru. eğer tekniği biraz yukarı çekersek daha iyi takım oluruz. ama teknik bu seviyede kalır, o uyum biraz daha gelişirse çok daha tehlikeli takım oluruz. sanırım, biz şu an da bile tehlikeli bir takımız.
ayrıca önümüzdeki maçı da kaybedebiliriz. sıkıntı yok. ortalamanın hala daha üstündeyiz. sezon öncesi bu takım 5 maçta kaybedebilir demiştim. önemli olan güzel oynamak ve umut vaad etmek.
asıl sıkıntı yapılanma olmayışında. bu kadar düşük bütçeli, dar ve ligin çok güçlü olduğu sezona giriyorsak yapılanmayla girmeliydik. şimdi ligde kalacağız ama elimize bir şey geçmeyecek. bunca cileyi heycan olsun diye çekicez işte.
doğrudur yapılanmamız bu.. naapcaz şimdi yapılanma bu diye başka takımlara bakacak değiliz..
daha iyi bir yapılanmaya gidebilirmiydik?.. gidemezdik çünkü bütçemiz de bu..
artık şunu kafaya koymalıyız ki; ne kaa ekmek, o kaa köfte.. yok öyle üç kuruşa 5 köfte..
![]()
bakın bu bir kere oldu.. bir keresinde 3 kuruşa 5 köfte aldık..
her zaman rahmetle ve saygıyla andığımız, bizi çamurdan çıkarıp valencia’lara kadar götüren sn. cavcav bunu bir kere yaptı.. ve hep bu anlatıldı.. bu her zaman oluyor sanıldı..
afrikadan mosheu ve kona isminde iki futnolcu getirdi.. daha sonra da kushe. istabul ve tüm spor kamuoyu bi haber ama ankara yıkılıyo.. biz bile ucuz olsun diye bu kadar da uzaklara gidildiğini anlatıp gülüyoruz..
ilk hazırlık maçı ankaragücü ile yapılmıştı.. ben böyle bir şey ilk defa görüyordum.. futbolun yavaş oynandığı o yıllarda bu ikisini izlemeye gözlerimizi resetlememiz gerekiyordu.. mosheu’nun ayağından top almak münkün değildi.. kona’da her pozisyonda “ver de atayım” diyordu..
iletişim bu kadar gelişmemişti, spor kamuoyunun mevzuya uyanması bir kaç yıl sürdü.. bu da sn. cavcav’ın şanssızlığı..
ama bu bir kere oldu.. bir kere daha olmaz.. futbol artık borsada. bir afrikalı çocuk top peşinde koşuyor, peşinde de 5 tane menecer koşuyor.. işte sn. cavcav bunu göremedi.. pardon kimse göremedi.. işler eskisi gibi sürecek sanıldı ve tek eksiğimiz kurumsallaşma göz ardı edildi.. sn. cavcav fabrikasında bütün işleri kendi yapmadığı halde; satın almaya, pazarlamaya, müdürler atamış, departmanlar oluşturmuşken gençlerbirliğinde her şeyi tek başına yaptı.. olan bize oldu.. şimdi buradayız.. işte bizim hikayemiz..
tek adamlığın ne demek olduğunu bize baksın anlasınlar.. bu arada..
neyse ne.. acıyı bal eyledik geldik bu güne..
her zaman yapacak bir şeyler vardır.. ne kadar güçsüz, ne kadar naçar olursak olalım yapacağımız şeyler mevcut.. önemli olan onları bu oyunun dinamikleri içinde bulup çıkarmak ve kulübümüz adına yaralı olacak, bize kazanımlar elde edecek kanallara yöneltmek..
bu takımın, bu kadro yapılanmasıyla bile yapacağı çok şey var..
zaten kural neydi kural?. elinden gelenin tamamını yaptın mı?.
gerisi hikaye..
Elinize sağlık. Ben çok karamsarım ve bu kadroyla böyle gidersek, böyle oynamaya devam edersek maalesef düşeceğimizi düşünüyorum. Futbolcuların bir Süper Lig takımına yakışmayacak derecedeki saçmalıklarını ve sakarlıklarını, doğru dürüst iki pas yapamamalarını, iki metre ötedeki arkadaşına isabetli pas verememelerini, top kendisine gelirken çimene takılıp ya da çimde kayıp düşmelerini bir devre bile izleyemeye tahammül edemeyip ekranı kapatıyorum. Ama sizleri okuyunca biraz moralim düzeliyor, ferahlıyor ve nispeten iyimser bir havaya giriyorum. İnşallah her şey iyi olur.
abi çok stres yaratıyorsa bir şey diyemem de maçlar güzel izlenecek şekilde geçiyor.
oyuncular metin hocanın eğitiminden geçiyor, düzelirler. onlar için metin hocayla çalışmak büyük şans. değerlendiremezlerse kendileri bilirler.
keşke daha fazla kişi olsa da burada bu muhabbetleri daha çok döndürsek.