2018-19 TFF 1. Lig 14. Hafta / Gençlerbirliği - Kardemir Karabükspor


#21

Yaptığımız canlı yayın linki foruma girince hemen yukarıda çıkıyor zaten, ama olur da gözden kaçarsa diye şurada da paylaşmış olayım ben.


#22

Biraz zorlanırız demişim ama zorlanmadan kazandığımız bir maç oldu.
Aslında mağlubiyetler öncesinde oynayacak olsaydık, kime sorsak zorlanmadan kazanırız derdi.
Yedek oyuncuların kendini göstereceği bir maçtı ancak Erkan hoca korkulu rüya görmemek için işi sağlama aldı. Sadece Deniz açısından önem taşıyan maçta 2 gol 1 asiste rağmen bende göze batan oyuncu imajı bırakmadı.
Nadir biraz daha fark edilir bir oyun oynadı. Zorlayıcı, yaratıcı yönlerini görebildik.
Bir de Karabük kalecisi Furkan yediği 6 gole rağmen güzel kurtarışlar yaptı, umarım geleceği parlak olur.
Ha bir de son sözüm Halil İbrahim’e: Belki de yaklaşık 5 yıldır iyi kötü bu takımda yedek de olsa duruyor ancak gün be gün düşüş yaşıyor. Bilerek mi bu kadar gamsız oynar zorla forma şansı bulmuş biri?


#23

Golü erken bulunca işi bitirdik.

Aslında ikinci yarı Denizlispor’un Balıkesir deplasmanındaki maçını izledim. Beraberliğe razı, vasat bir futbol koydular ortaya… Hedef takım oldukça işler zorlaşıyor bu bir gerçek. Denizlispor’u deplasmanda yenersek eğer süper lige doğru kocaman bir adım atacağız. Bu haftanın güzelliği Denizli ve Bolunun puan kaybetmesidir. Darısı akşam Gazişehir’in başına…


#24

halil ibrahim gelmiş 25 yaşına seneye 26. oynatsan ne oynatmasan ne. zaten potansiyeli yok denecek kadar az.(wonderkid dönemi 3-4 sene önce bitmiş) neden yıllarca kadroda tutuldu anlamış değilim. çek u21’den ya da hacettepe’den sol bek onu tut kadroda. bu adam sene, gelecek, mevki kaybından başka bi şey değil.


#25

Serkan, tam Gazişehir’e ek olarak, “Ümraniyespor da sinsi sinsi yaklaşıyor” diyecektim, sonra bugünkü maçını oynasın da öyle yazayım diyerek vazgeçtim. Bereket versin bugün Osmanlıspor (bazen “canım benim” oluyor) deplasmanda güzel bir galibiyet aldı da Ümraniyespor’un sinsi sinsi yaklaşmasına son verdi. Gazişehir için de bugünkü maçı bitmeden bir şey söylemek istemiyorum. :blush:


#26

Biz halen Halil iboile uğraşırken:
Galatasaray’ın Beşiktaş derbisindeki yedek kulübesi ve doğum tarihleri:

Yunus Akgün (2000)
Atalay Babacan (2000)
Recep Gül (2000)
Gökay Güney (1999)
Mustafa Kapı (2002)
Celil Yüksel (1998)


#27

söylemek istenen tam da budur…
nobre’nin olmadığı maçta deniz ve nadir’in o mevkiye getirdiği hareket bile bizim anlatmaya çalıştıklarımızın ne kadar elzem ve acilen yapılması gerekenler olduğunu gösteriyor.
skorun bu kadar bariz ve yoruma açık olmayışında karabüksporun zayıf ve tecrübesiz olması pek bi özellik arzetmiyor. gençlerle, daha gençlerle, daha daha gençlerle, mümkünse kendi alt yapı takımlarımızdan katarak zenginleştirdiğimiz genç kadrolarımızla bu mücadeleyi sürdürmeliyiz… yıllarca söylediğimiz bu yapılanmadan başka yol olmadığı sitemiz dışında tüm spor dünyasında kabul görüyor ama nedense bizim sitede tartışılmaya başlaması bile münümüm 15 yılı buluyor…

ben bu ligde en az 2 yıl daha demlenmemiz, en azından arkadan gelecek genç takviyelerin akışkanlığı artana kadar vakit geçirmemiz gerektiği kanısındayım. bu vaziyette çıkarsak gene düşeriz ve olacağımız en iyi sonuç güzel bir asansör markası olmaktan öte gitmez…

süperlige çıkmanın bir takım gelirlere kavuşmak olduğu, eğer bu ligde kalmaya karar verirsek bu tip gelirlerden yoksun kalacağımız tezi ise çok sığ ve hiç düşünülmemiş, süperligde olanlardan habersiz dar bir çerçeveye hapsolmuş bir görüş…
bu takımla çıkarsak en az 8 iyi veya çok iyi değil, süper yetenekli oyuncu almamız lazım… toplam şampiyonluk gelirleri ise bunlardan en az 2 tanesini ya alır yada almaz… ki; onu alıpda organize olacak ne yönetim var, nede teknik alt yapı… chevrolet motoru gibi yedire yedire gaz vereceğiz…

tüm enerjimizi ve birikimimizi alt yapıya, bir zamanlar U takımlarında ülke şampiyonluklarına ambargo koymuş, U19 ve U21 milli takımlarının iskeletini oluşturan gençlerimize yönlendirmeliyiz…
yeniden yapılanmaya futbol bilimini tümüyle reddeden işlerin hala eskiden olduğu gibi satmakla yürüyeceğini zanneden hanedan kulüp iktidarından kurtulup;
futbol bilimini ve onun emrettiği kurumsallaşmayı ilke edinmiş, konsensüse açık, şeffaf ve katılımcı bir yönetim eşliğinde omuz omuza vermeliyiz…
bu bir fırsat ve artık bu seferde atlamayalım lütfen…

bir zamanlar 4 senede 3 lig şampiyonluğu yaşamış, çıktığı süperlig de kalburüstü takımları top gibi oynamış alt yapıya sahip taraftarların, şu düştüğümüz ligde -lig demeye bin şahit isterken- alınan bir kaç galibiyete sevinmeleri kadar acı bir şey olamaz…