Bizi bugün yenen Galatasaray’ın geçen hafta ve bizi iki hafta önce yenen Göztepe’nin bugün yenemediği Kocaelispor’u gelecek hafta nasıl yeneceğiz bakalım…
Kasımpaşa’nın Alanyaspor’u yenmesine sevindim. Dilerim ki iki hafta sonra Kocaelispor’u da yenerler ve bizim maça 34 puanla, küme düşme derdi olmadan çıkarlar…
Kayserispor’un yarın Gaziantep deplasmanında galip gelerek üstümüze çıkma ihtimali var, ama kalan maçlarda kendi kaderimizi belirleme şansımız var. Kupa maçını hasarsız atlatarak, Kocaelispor maçına tam kadro ve konsantrasyon ile çıkmalıyız. Karagümrük deplasmanından en az bir puan alırsak, bir de Kasımpaşa’yı yenersek, ligde kalırız. Aksi takdirde Keçiörengücü, Bandırmaspor, Çorum FK gibi uyuz takımlarla mücadele edeceğiz, eskisi gibi…
Kasımpaşa da kurtuldu. Antalya kötü gidiyor olsa da aramızda 3 puan var ve ikili averajda önde. Yani Eyüp, Kayseri ve Karagümrük ile başbaşa kaldık. Karagümrük Beşiktaş’a yenilirse umudu biter ve düşmüş olarak, sonraki maçta da Kasımpaşa rahatlamış olarak karşımıza çıkabilir. Ama ben bu hoca ve futbolcu topluluğunun rahatlamış Kocaeli, düşmüş Karagümrük ve rahatlamış Kasımpaşa’yı yenebileceğine inanmıyorum. İnanmak, güvenmek istiyorum, kendimi zorlamaya çalışıyorum ama olmuyor. Bu hocada ve futbolcularda bir sıkıntı var ve çözülebilecek gibi değil. Kendilerine ve birbirlerine hiç güvenmiyorlar. Her an bir hata ve sakarlık yapabileceklermiş, her an saçma bir gol yiyeceklermiş gibi bir havaları var. İnşallah yanılırım da şu kritik maçları kazanırız.
Aynı anda aynı şeyleri yazmışız Necdet Ağabey, umarım umutlarımız boşa çıkmaz ve haftaya bu saatlerde Kocaelispor’ u yenmiş olarak yazarız ilgili başlık altına…
Hayatımdaki en büyük kalabalığı gördüm. Maça gelirken her zaman arabayı park ettiğim 19 Mayıs Caddesinin karşı tarafındaki otomobil yoğunluğunu görünce şaşırdım zira her zaman yarım saat önce gelirken ilk kez 1 saat önce gelmiştim. Ara sokaklarda güçlükle park yeri buldum. maça 45 dk. kala maratona girdiğimde şok oldum zira maçlara geldiğim 2010’dan bu yana böyle bir kalabalık görmemiştim. GS kale arkasına yakın koltuklarda yer bulup o tarafa geçtim. Maç esnasında yanımda konuşanlardan polislerin çok sayıda biletsiz kişiyi stada aldığını duyunca çok şaşırdım. Maraton ne kadar kabalıksa bir o kadar da sessizdi. Orta taraftaki tezahüratlara eşlik ederken etrafımda tek başıma kaldığımı görmek değişik bir duyguydu. İlginç bir şekilde benim gibi ataklara heyecanlanan da yoktu, kendi kendine konuşup futbolcuların adını söyleyip laf sayan da yoktu. Isınma esnasında GS’li futbolcuları telefonla çeken aşağı sıralarda 4-5 kişi gördüm ama etraftaki herkesi töhmet altında bırakmak istemem, zira 1. dakikada ilk atakta golü yiyen taraftarın, takımın umutsuzca çabaladığını gördükçe hüzünlenip sessizce maçı izlemesi oldukça ihtimal dahilinde… Bu atmosferde 3-0 olur olmaz psikolojimi korumak için hızlıca stadyumdan ayrıldım. Polisler sağ olsun girdiğim tarafı kapattıkları için ters istikametten çıkmak zorunda kalıp yürürken gol sesi duydum ve telefona bakınca 2-1 olduğunu görüp inanılmaz sevindim zira sırf ben çıktım diye golün iptal olduğunu ve peşine de aylardır gol orucundaki Niang’ın attığını görünce maçın 2-2 biteceğine dair umuda kapıldım ve maçı izleyemeyeceğim anlamına gelen yaklaşık 30 dk. süren yolculuk neticesinde eve vardığımda maçın bu skorla bittiğini görünce hayal kırıklığına uğradım. Acaba Kocaeli maçına gelip yine 2. yarıda kritik bir anda galibiyetimiz için maçı terk etsem mi diye ciddi ciddi düşünüyorum zira Kocaeli maçından galibiyet gelmezse %99 düşmüş olacağız.
Not: Maçın özetini izlediğimde kale arkasında oldukça az kişinin Niang’ın golüne sevindiğini gördüm. Kale arkasını GS’ye vermeyip Gençlerbirliğine tahsis etseydik en azından yine maça geleceklerini ama tribün Gençlerin olduğu için bayrakla atkıyla organize tezahürat edemeyeceklerini düşünerek kulübün bu kadar vizyonsuz oluşuna tekrar sinirlenerek ve Diyadin ego tatmini için gönderilmeseydi şu an ne durumda olurduk şeklinde düşüncelere dalarak gergin bir biçimde Kocaeli maçını beklemeye başladım.
Not 2: Kupa maçında ilk 11’de Erhan, Ayaz, Metehan, Oğulcan gibi yerli ve altyapı ağırlıklı bir kadroyla çıksak ve böylece takıma GS ile nasıl mücadele edilir dersi verebilecek kapasitede olsa keşke Volkan, şapka çıkartırım böyle bir şey olursa ama ihtimal vermiyorum. Volkan anca gol atan Niang’a tavır yapsın…
Sanırım tüm taraftarlar aynı hislere sahip Sabrican Bey. Hepimiz gergin ve sıkıntılı bir hafta geçireceğiz ve dediğiniz gibi gelecek hafta bu saat itibarıyla 28 puana yükselmemiş olursak, büyük olasılıkla küme düşeceğiz ![]()
Vizyonsuzluk ve ego tatmini konusunda ise lig biter bitmez başta başkan olmak üzere tüm yönetime hesap sorulmalı ve bu sezonun sportif neticesi ne olursa olsun bizi durduk yere sıkıntıya düşüren bu zihniyetten kurtulmalıyız…
Sabrican beyin dediği gibi ben de eryamanda ki en kalabalık gunumu yaşadım. Maç günü kızım ayakta kalmasın diye maçın başlamasına 50 dk kala içeri girdik. turnikeler de sıra olmadığını görünce rahat yer buluruz hissine kapılmam stada girdiğim an sona erdi. eğer Tamer kardeşim yer ayırmamış olsaydı bizde baya sıkıntı yaşardık. sağolsun. turniklere yaklaşırken bize ayrılan kale arkası ile maraton arasındaki kapının önünde 150 200 kişilik anlamsız bir grup görmüştüm ama hepsi gençler formalıydı. bende stada toplu girmek isteyen bir grup diye düşünmüştüm. biletsiz kişiler alındığını duyunca biraz anlamlandı. 3 -4 haftadır ogluyla bizi kapalıdan takip eden bir arkadaşım aynı anlamsız kalabalığın oradada olduğunu kendilerinin girdiğini ama beraber geldikleri arkadası ve oğlunun turniklerden sonra içeri alınmadığını da ayrıca belirtti . bu sebeple bazı tatsız olaylarda yaşanmış.
Maç kalabalığı hariç ayrıca başka saçmalıklarda vardı. taraftarın tabiki 1 dk gol yiyince sevki kırıldı ama daha önceki maçlarda maçtan önce susmayan davullarımız hiç çalmadı. hiç bir tezahürat organize yapılmadı. bütün stat gs lileri dinledik. maçta gol attıktan sonra bile bir umut artışı olmadı.işin açıkçası maçta son dakika puan alsaydık bile maçı izlemeyen birinin kaybetçeği birşey olmazdı.
Maçın tekniği taktiği için söylencek hiç bir şey yok. adamlar bizi yürüyerek yendi. hepsi bu.
Maç benim için zatenyok hukmündeydi ve sadece kızım için gittim. Tek sevincim gol orucumuzun bitmesi . tek dileğimse bu isteksizliğin kocaeli maçında görmememiz.
Sekseninci dakikada Kayserispor karşısında 3-0 öne geçen Gaziantep FK’ya teşekkür ederiz ![]()
![]()
Gerçekten de Gaziantep’e teşekkür borçluyuz. Güzel ve etkili oynadılar. Transfermatkt sitesindeki takım değerlerine baktığımızda Gençlerbirliği ile Gaziantep’in değerleri birbirine çok yakın. Ama sahada ve puan cetvelinde de açıkça görüldüğü gibi Gaziantep bizden çok çok iyi ve organize bir takım. Bireysel olarak futbolcularına baktığımızda da gerçek anlamda değerli ve kulübe para kazandırabilecek futbolcuları var. Burak Yılmaz gittikten sonra takımın oyununa bir pozitiflik ve akışkanlık gelmiş. Şu anda takımın başındaki antrenör Mustafa Aksoy U19 hocalığından beri takımda görünüyor. Belki daha öncesi de vardır. Tebrikler Gaziantep’e…
Bu pozitiflik ve akışkanlık şu kupa maçından sonraki 270 dakika boyunca bizde de olabilse keşke…
Kupa maçında kırmızı kart ve ağır sakatlık olayı yaşamayız inşallah. Artık hocasıyla, futbolcularıyla, başkanıyla, yönetimiyle, taraftarıyla camia olarak önümüzdeki üç kritik maça odaklanmalıyız. Bu maçları kazanmak için çalışmalıyız. Hocadan, “Hafta arasında Galatasaray ile oynadığımız maçın yorgunluğu, gördüğümüz haksız kırmızı kartlar ve falanca futbolcularımızın yaşadığı talihsiz sakatlıklar Kocaeli karşısına ideal kadromuzla çıkmamızı engelledi ve oyunumuzu olumsuz etkiledi. Hakem de tercih haklarını hep rakipten yana kullandı. Sonuçta maalesef kaybettik. Rakibimiz Kocaelispor’u kutlarım. Bu maçı unuttuk. Önümüzdeki iki maçta telafi edeceğimize ve ligde kalacağımıza inanıyorum. Futbolcularımdan çok memnunum, onlara güveniyorum,” gibi saçma açıklamalar duymak istemiyorum artık.
Maç oynandı ve Volkan Hoca bu açıklamaları yaptı sandım bi an Necdet Ağabeyim. Yine istifa etmemiş, görevini tamamlamadan gitmemiş dedim.
kupayı alırsak; ligde kalırmıyız dersiniz?.
hani eskiden böyle bi şeyler yapılıyodu ya ondan dedim bunu…
yoksa bizim ne işimiz var buralarda?.
ligi halletik de kupa mı kaldı?.
arkadaşlar takımımız ligin ilk yarısındaki takım… hala aynı futbolu aynı tempoda aynı kafada oynuyor… diğer takımlar motor taktı…
hala bizim için futbol sadece futboldur modunda oynuyor takım… alıyo, veriyo, dönüp topu en uygun arkadaşına aktarıyo… ama dedik ya ilk yarıdaki tempo neyse hala aynı tempo…
ligin boyu kısaldığında sıkışan enerjinin tümünü sahaya aktarmak gerektiğini hocanın görmesi lazım…
bu kadar rahatlık da biraz fazla…
arkadaşlar… futbolun artık bilinmeyen bir yanı kalmadı…
çok şükür alibeyköy bile çözdü işi… alacan, verecen, topu en uygun pozisyondaki boşa kaçmış arkadaşına aktaracan, kanatları kullanacan, aralara bırakacan, top bölgesinde çoğalacan ve topla oynayan sen olacan…
bunu bilmek için alim olmana gerek yok…
yapay zeka da aynen bunu söylüyor…
söylemedikleri şu: bütün bunları yaparken hızlı olacan… yani motor takacan…
bunları; herkesin bildiği bu doğruları yaparken hızlı olacaksın…
kadronda o hızda top yapabilecek tekniğe sahip oyuncuların olacak…
ve bunu sürekli yapabilecek kondisyona sahip olacaklar…
süre azaldıkça tempo artacak… depodaki mazot, kalan mesafe gibi…
istatistiklerimiz bile aynısını söylüyor:
ilk yarıdaki takım nerdee; ikinci yarıdaki takım hala orada…
da… diğerleri finişe kalktı…
bizim rakiplerimiz de onlar…
Kupa daki antalya maçından önce şunları yazmışım
“Eskiden kupa maçlarını çok önemsiyordum. avrupaya gitmenin en kestirme yolu olarak görüyordum. şimdi o günlere oldukca uzagız. kupa almak avrupa gitmek bu yıl oldukca zor. makas çok açıldı. kupa ancak ismimizden söz ettireceğimiz oyuncularımızı parlatacağimiz bir turnuva. ve bununda olması için bir sonraki kupa maçına kadar oynıyacağımız 3 lig maçı cok önemli. o maçlardan bulunduğumuz yeri sağlamlaştıracak ve yukarı taşıyacak sonuçlar almalıyız. Gerçekçi hedeflerden sapmamak lazım. Bu maçı iyi bir hazırlık maçı olarak görüp hocamızın denemek istediği varyasyonları yaptığı kart cezası ve sakatlık olmadan tamamlamayı diliyorum. ayrıca kendi adıma. en az bir yarım saat furkanı izlemek istiyorum. umarım oynar.”
yukarda yazdığım cumleleri buraya yapıştırsam kimse bu adam ne demek istemiş demez. halbuki ligde tam 13 maç önce kupayıda sayarsan 16 maç önce. bir takımda hiç mi birşey değişmez. üstelik bahsettiğim 3 maçta 4 puan almışız. yerimizi göreceli olarak dahada sağlamlaştırmışız hatta ilk 8 olabilirmi diye düşünmeye başlamışız. sonraki 10 haftada galibiyet yok toplam 3 puan almışız. Nasıl bir takımız ki her geçen hafta daha kötüye gidiyoruz. ve bu nasıl bir lig ki 13 maç önce küme korkusu yaşayan takım 10 maç kazanamayıp hala kırmızı çizginin altında değil.
eğer son 10 haftada 3 beraberlik yerine 3 galibiyet alsaydık şimdi boş ver hoca ligi bu maça full as ile çık derdik.
Kör talih ne diyoruz aman hoca full yedek az sakatlık diyorum. kazasız belasız bir maç olsun
Uğur, sen şimdi kupadaki Antalya maçından söz edince, Antalya ile kupadan hemen sonra oynadığımız lig maçını hatırladım. Keşke kupada yenilseydik de ligde yenseydik. Şimdi biz 28, Antalya 25 olacaktı. Ayrıca maç sonucuna göre 2 farklı galibiyette ikili averajda, tek farklı galibiyette 6 gol farkla genel averajda öne geçebilecektik.
Abi bu sezon o kadar çok keşke miz var ki. her biri çok farklı yerlere getirirdi bizi. inşallah sezon sonu keşkelerimizin bir hükmü kalmaz da yerini derin bir ohh be ye bırakır.
Bu akşamdan beklentim, maça genç bir kadroyla çıkmamız ve maçı erken yiyeceğimiz gollerle herhangi bir "ah be"ye yer bırakmadan sakatlıksız ve kartsız tamamlamamız.
Gergin gergin Pazar’ı bekliyorum, bu keşkeler aklıma geldikçe dişimi sıkıyorum istemsizce.
Hayırlısı olsun ![]()
![]()