Altay - Gençlerbirliği maçı vesilesiyle Taçsız Kral, Alsancak Stadı ve "Büyük" Altay

Bu hafta 5 Ekim 2018 Cuma akşamı, uzun yıllar sonra Altay ile deplasmanda lig maçı oynayacağız. Bu uzun mesajımı Teknik-Taktik başlığına yazmadım, çünkü ilgisi yok. Onun için ayrı bir başlık açtım.

Önce 2013 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlanan “Taşradan Futbol Hikâyeleri” kitabımdaki “Bir zamanlar Polatlı’da” adlı anıöyküden kısa bir alıntıyla başlayayım (Sayfa 222, 223):

"Yazlık sinemalarda birçok film izledim ama bunların içinde bir filmin bende ayrı bir yeri var: Taçsız Kral! 1965 yılında, ben dokuz yaşında bir çocukken çekilmiş olan ve Galatasaray’ın efsane futbolcusu Metin Oktay’ın hayatını anlatan, bana da o yaşta futbolu sevdiren bu filmi bir akşam babam ve annemle birlikte Sakarya Yazlık Sineması’nda arka arkaya götürdüğüm iki şişe şehir gazozu eşliğinde izlemiştim. Atıf Yılmaz’ın yönettiği; Metin Oktay’a Erol Taş, Ayten Kaçmaz (Gökçer), Ajda Pekkan, Gönül Yazar gibi oyuncuların eşlik ettiği filmde, Türk futbolunda “Baba Gündüz” olarak anılan Galatasaray’ın efsane isimlerinden Gündüz Kılıç ile Galatasaray’ın ve milli takımın efsane kalecilerinden Turgay Şeren’in yanı sıra o yıllarda Metin Oktay ile aynı takımda ya da rakip olarak oynayan birçok futbolcunun da küçük rolleri vardı. Filmin başrolünde oynayan Metin Oktay’ın futbol yaşamına İzmir Amatör Küme takımlarından Damlacıkspor’da başlayıp, oradan Pamuk Mensucat’a, ardından İzmirspor’a, sonrasında Galatasaray’a gitmesini; daha sonra da İtalya takımlarından Palermo’ya transfer olmasını ve en sonunda yeniden Galatasaray’a dönüşünü heyecanla seyrederken, büyüyünce onun gibi ünlü bir futbolcu olmayı çok istemiştim. Taçsız Kral’ı uzun yıllar sonra televizyonda izlediğimde, elimde olmadan bir an için çocukluk günlerime geri döndüm; kendimi, anne ve babamla birlikte Sakarya Yazlık Sineması’nın tahta sandalyelerinde otururken buldum. Kısacık bir andı. Fakat artık birer gölge olan annemle babamı genç ve sağlıklı olarak yanımda görmek çok güzeldi. Sonra filmi ilgiyle izlemeye başladım. O dönemdeki futbol ortamı ve anlayışı, takımların durumları, futbolcuların davranışları, yöneticilerin transfer politikaları, statlar, sahalar ve tribünlerdeki taraftarlar hakkında az da olsa bir fikir veren Taçsız Kral’ı, futbol sevgisi adına şimdi de izlemeye değer bulduğumu söyleyebilirim."

Taçsız Kral filminin başlarında Metin Oktay’ın çocukluğundan bir kesiti anlatan şöyle bir sahne vardı: Alsancak Stadında bir maç oynanmaktadır ve maça girememiş bir grup futbolsever çocuk dışarıda kapıların açılmasını beklemektedir. Nihayet çocuklardan biri bağırarak kapıların açıldığını müjdelediğinde aralarında Metin Oktay’ın da bulunduğu çocuklar hızla stadın merdivenlerine yönelirler ve koşarak içeri girmeye çalışırlar.

Taçsız Kral (1965) filminden bir sahne (Çocukluk Hayalleri)

2015 yılı Haziran ayında eşimle İzmir’e gidip birkaç gün kalmıştık. İzmir’den ayrıldığımız gün otelden çıktıktan sonra o dönemde yıkılması gündemde olan Alsancak Stadına gitmiş ve orada hatıra fotoğrafı çektirmiştim. Stat yıkılmadan önce önünde çekilmiş bir fotoğrafım olsun istemiştim.

Birinci fotoğrafta, İzmir’de yetişen Galatasaray’ın ve futbolumuzun efsane futbolcusu Metin Oktay’ın baş rolde oynadığı Taçsız Kral (1965) filminin başlarında Alsancak Stadında kapılar açılınca içeri girmeye çalışan çocukların tırmandığı merdivenler var…

İkinci fotoğrafta ise 1914 yılında kurulmuş olan İzmir’in tarihi ve güzide kulübü “Büyük” Altay…

“Büyük” Altay yıllarca 1. Ligde (o dönemlerdeki Süper Lig) mücadele etti. Ligin demirbaş takımlarındandı. Sonra ne olduysa oldu Altay çok kötü dönemler geçirdi, 3. Lige kadar düştü. Bir maç öncesinde formalarına haciz bile geldi. Ama sonra her şeye rağmen düştüğü yerden kalktı ve 1. Lige kadar çıktı. İşte cuma akşamı böyle bir takımla, “Büyük” Altay ile oynayacağız.

Bu arada İletişim Yayınları, 2014 yılında Orhan Berent’in yazdığı “Alsancak’ın Sakini Altay” adlı bir kitap yayımladı. Futbol kitapları okumayı seven arkadaşlara önerebileceğim çok güzel bir kitap…

Kitabın 83. sayfasındaki dipnotta anlatılan bir olay var: 1972 yılı Mayıs ayında Türkiye Kupası finalini Altay ile Ankaragücü oynar. İzmir’de şimdi yıkılmış olan Alsancak Stadında 0-0 berabere biten ilk maçtan sonra Ankara’da şimdi yıkılmakta olan 19 Mayıs Stadındaki ikinci maçta 3-0 galip gelen Ankaragücü kupayı kazanır. Kupa, Ankaragücü kaptanı Aydın Tohumcu’ya verildikten sonra Altaylı iki futbolcu Ayfer ve Tanzer, Ankaragüçlü futbolculardan önce davranıp Aydın’ı omuzlarına alarak şeref turunu başlatırlar. Bu olay gazete haberlerine konu olur.

Cuma akşamı işte böyle bir takımla oynayacağız. Biri 1914 yılında İzmir’de, diğeri de 1923 yılında Ankara’da kurulmuş, ikisi de kitaplara konu olmuş iki tarihi ve güzide takım, “Büyük” Altay ile “Ankara Rüzgârı” Gençlerbirliği İzmir’de karşı karşıya… Bundan büyük bir keyif var mı? Daha ne olsun.

5 Likes