Ankara Rüzgârı

Ankara’da olmayanlar da Ankara Rüzgarı’nı görebilecekler mi abi?

3 Likes

Öyle tatlı esecek ki, Ankara’da olmayanlar da Ankara Rüzgârı’nın etkisi altında kalacak Serkancığım. Az kaldı, çok yakında… :blush:

1 Like

Gençlerbirliği’nin eski ve yeni armaları da Ankara Rüzgârı’nın yumuşacık esintileriyle tatlı tatlı dalgalanarak belleklerimize hiç silinmeyecek şekilde kaydedilecek. :blush:

1 Like

Hangi yayinevinden cikiyor bu kitap? Iletisim mi?

1 Like

İletişim değil Coşkuncuğum. Az kaldı, çok az… :blush:

1 Like

http://dukkan.tarihvakfi.org.tr/index.php?route=product/product&product_id=715

"Futbol kulüpleri “hayat hikayeleri,” son yıllarda sosyal tarihçiliğin özel ilgi alanlarından biri haline geldi. Elinizdeki kitabın sunuş metninden aktaracak olursak: “Zira bir futbols kulübünün hikayesi, fonda büyük siyasi ve sosyal değişimlerin yer aldığı , sanatkarlara benzetebilecek egolarıyla ilginç şahsiyetlerin resmigeçit yaptığı uzun bir maceradır.”

Cumhuriyet’le yaşıt olan Gençlerbiliği kulubünün hikayesi de, bir yanıyla, modern Türkiye tarihinin sosyal, kültürel değişimlerinin futbol sahnesindeki etkilerine ışık tutan bir hikaye. Yeni başkent Ankara’nın “tahsilli zümresine” dayanan, herhangi bir "müessese"den destek almadığı için şehrin “yegane sivil futbol kulubü” olmakla övünen bir camia… Futbolun adım adım ilerleyen endüstrileşme sürecinin bu camiayı sarsan ve değişime zorlayan sarsıntıları…

Sahada, iyi günler ve kötü günler: Bir yanda Türkiye futbol birincilikleri, Türkiye kupası şampiyonlukları, masal gibi bir “Avrupa Yılı” (2003/2004)-bir yanda sıradanlaşma ve küme düşmeler- ve geri dönüşler… Türkiye futbol tarihinin en uzun süreli -çeyrek yüzyılı aşkın- kulüp başkanı olan İlhan Cavcav… Türkiye’de futbolun kurumsallaşmasında önemli rol oynayan kulüp “büyükleri” : Orhan Şeref Apak, Hasan Polat, Halim Çorbalı… ve kimisi meşhur, kimisi “mahallesinin kahramanı” olan başka futbol efsaneleri…

Elliyi aşkın eski futbolcu ve yöneticiyle yapılan uzun görüşmelerle beslenen, biraz da “romanesk” anlatılmış bir tarihçe."

4 Likes
3 Likes

Ankara Rüzgarı, nihayet tatlı tatlı esmeye başladı.

Sevgili Tanıl Bora’nın eline, emeğine sağlık.

1 Like
2 Likes

Bir sorum olacak: ben bu isimle internette arama yaptığımda yine Tanıl Bora’nın yazmış olduğu başka bir kitap daha görüyorum. Yanılmıyorsam 2003 yılında basılmış. Bu, onun devamı niteliğinde mi acaba? Yani birini okumadan diğerini okusak eksikliğini hisseder miyiz, aralarındaki fark nedir? Yeni kitabı okumak için çok heves ettim ama aklımın bir köşesinde de “E önce bir ilkini okusaydın?” endişesi yok değil.

Yeni yayımlanan Ankara Rüzgârı, 2003 yılında yayımlanan kitabın 2003 yılından sonraki gelişmeler de ilave edilerek güncellenmiş hali. Yeni kitabı almanız yeterli olur yani. :blush:

4 Likes

Alakasiz bir sey aklima geldi.

Kitabin kapaginda yer alan eski armamiza bakarsak; “Kef” harfi ile yazilarak Gencler yerine Kencler ifadesinin ortaya ciktigini gorebiliriz. Cumhuriyet oncesi kurulan kuluplerden Galatasaray’in eski armasi ise “Gayin” (yumusak g) ile Galtasaray gibi (l ile t arasindaki uzatma isaretini goremedim) bir okunus olusturuyor.

Iki tane G ile baslayan kulup, biri Kef ile biri yumusak G ile, devam eden harfler nedeniyle. Su kucucuk ornek bile Arapca/Farsca alfabenin Turkce’yi ifadede ne kadar yetersiz kaldigini gozler onune seriyor. Bu vesile ile olum yildonumunde Gazi Mustafa Kemal’i bir defa da harf inkilabi icin saygiyla aniyor, bu inkilabin gerceklesmesini saglayan yollari acan; basta Ahundzade Mirza Fethali, Binbasi Omer, Menemenlizade Tahir olmak uzere tum emegi gecenlere Tanri’dan rahmet diliyorum.

4 Likes

Sevgili Coşkun, bence de en önemli inkılaplardan birisi harf inkılabı… Ben de Atatürk ve diğer emeği geçenleri saygı ve sevgiyle anıyorum.

2 Likes