Finansal Fair Play nasıl işliyor?


#1

Bugün Ekşi Sözlük’te bir başlık (Ertuğrul Taşkıran) gördüm. Fenerbahçe, üçüncü kalecisi Ertuğrul Taşkıran’ı 1 milyon Euro bonservis bedeliyle Boluspor’a vermiş. Fenerbahçe yönetiminin UEFA finansal fair play kurallarını aşmak için Ertuğrul Taşkıran’ı Boluspor’a sattığı iddia ediliyor.

İşin doğrusu söz konusu başlık altında yazılan yorumları okuyunca çok şaşırdım ve “Vay anam vay, neler dönmüş Serhat ya!” dedim.

Finansal Fair Play hakkında bilgisi olan arkadaşlarımız vardır mutlaka. Bu kuralın ayrıntıları ve etrafından dolaşılarak devre dışı bırakılması konusundaki görüş ve düşüncelerini yazarlarsa biz de bilgilenmiş oluruz.

https://eksisozluk.com/ertugrul-taskiran--2163179?a=popular&p=1


#2

Emenike transferinde de benzer bir katakulli olmuştu. Ülke olarak men edilsek de kendi başımıza çalıp oynasak artık.


#3

Bakın bu haberde ne diyor?

“Fenerbahçe, Ertuğrul Taşkıran’ın fedekârlığı sayesinde Dirar ve Valbuena’yı sürenin dolmasına saatler kala UEFA listesine yazdırdı. Sarı lacivertlilerin kapısını önce Gençlerbirliği çaldı. Ümit Özat’ın ısrarla istediği Ertuğrul’a ilk 11 sözü dahi verdi. Ancak Gençlerbirliği, Ertuğrul için Fenerbahçe’ye yüksek bir bonservis bedeli ödemek istemedi. Ertuğrul Taşkıran da Fenerbahçe’yi düşünerek, Süper Lig ekibi Gençlerbirliği’in yerine TFF 1. Lig’deki Boluspor’a gitmeyi kabul etti. 27 yaşındaki kaleci bu tercihiyle Fenerbahçe’ye 1 milyon Euro da kazandırdı.”

Ama Özat bu camianın çocuğu değil mi?


#4

Bu habere cevabım: Son derece inandırıcı bir haber olarak telakki edi… Muahhahahahahahahahahahahha!


#5

Aslında Uefanın bu kuralın etrafından dolaşmaya çalışan kulüplere de uyarılar yaptığı biliniyor. Mesela şişirilmiş sponsorluk anlaşmalarını inceledikleri ve kulüp yönetimi ile doğrudan bağlantılı firmalardan gelen sponsorlukların finansal fairplayi bypass etmek amacıyla kullanıldığını anlayınca uyarılar ve ceza verebiliyor.
Ama fenerbahçenin katakullilerini açığa çıkarabilirler mi orası meçhul.
Azıcık araştırmayla dikkatimi çeken ikinci şey ise 2012-2013 sezonunda başlayan uygulamada her yıl en az iki türk takımının ceza almış olması. Her yıl on takıma ceza verilmişse ikisi türk.


#6

Böyle bir şey yoktur, asla da olmayacaktır. Neden mi böyle diyorum City’nin yaptıkları ortada bu yıl 200 milyon sterlin bakın euro değil sterlin para harcadılar sattıkları oyunlarda 8-10 milyon sterlin belki var belki yok. Yani -190 MN£ gibi bilanço var, ee bu nasıl FFP? Eskiden başkanların cepten verdiği para şimdi ya sponsorluk geliri olarak gösterilip kullanılıyor ya da başka kulübe el altından verilip Ertuğrul gibi transfer yapılıyor. Çok dolmuşum bu konuda!


#7

Hürriyet Gazetesinde yer alan haberde tüm takımların son iki sezonda TFF den aldıkları paralar açıklanmış.
Gençlerbirliği:
2015-2016 ( 46.098.453 TL)
2016-2017 ( 63.968.032. TL)

TOPLAM: 110.066.485. TL


#8

Biz finansal fair play konusunda ceza almayacak tek takımız. Para harcamadığımız, Kara paralı sponsorlarımız olmadığı iiin güm gelir belki kazanırız. Ortalama futbolcu maaşı bir milyon avro olan osmanlıspor’u, en yüksek futbolcu maaşı 600 bin avro olan bir takım olarak ligde geride bırakmış olmamız bile büyük başarı


#9

@ozanguler abinin bahsettiği sıralama


#10

Puan cetvelinde 8. olmamızı engelleyememişlerdi, yayın gelirlerinde de 8. olmamızı engelleyemediler. :slight_smile:

Bu tabloda anlayamadığım bir nokta var. 2015-2016 sezonunda 1. ligde mücadele eden Adanaspor (38.827.038), Karabükspqor (43.844.170) ve Alanyaspor (41.589.887) bu yayın gelirlerini nasıl elde etmişler? Bildiğim kadarıyla 1. ligde böyle yayın gelirleri yok.


#11

2015-16 sezonu için sıralamadaki takımın aldığı geliri yayımlamışlar. Biz sonuçta evvelki sezon 8. olmadık ama en yüksek 8. parayı kaZanmışız, diğer takımlar da aynı şekilde… O da garip, haber net olarak maddi hatalı


#12

Sekizinci olmamızı bir türlü engelleyemiyorlar Serkan… :slight_smile:


#13

Türkiye’de dört büyükler olarak adlandırılan Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor ağır borç yükünün altında… ****Süper Lig’deki kulüplerin 13,5 milyar TL’lik (2,3 milyar euro) toplam borcu, toplam yıllık gelirlerinin yaklaşık 4,5 katı… Bu borcun önemli bölümü Türkiye’de “dört büyükler” olarak adlandırılan Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’a ait… Dört büyükler, önümüzdeki yıllardaki gelirlerinin büyük bölümünü de alınan borçlara karşılık finans kuruluşlarına temlik olarak vermiş durumda. Borç batağındaki dört büyük kulüp de Financial Fair Play kuralları nedeniyle ağır cezalar almamak için UEFA ile çeşitli anlaşmalar yaparak denetim altına girip gelir-gider dengelerini tutturma taahhüdünde bulundu.

KISA VADEDE KURTULUŞ ZOR

Konu ile ilgili DW Türkçe’ye konuşan futbol ekonomisti Tuğrul Akşar, yüz milyonlarca euroluk borçları olan Türk futbol kulüplerinin içinde bulundukları finansal yapıdan kısa vadede kurtulmalarının mümkün görünmediğini söylüyor. Söz konusu finansal yapının “sürdürülemez” olduğunu belirten futbol ekonomisti Akşar, “Aslında kuluplerin doğal seleksiyona bırakılıp batmaları, küme düşürülmeleri falan gerekiyor ki ciddi ölçüde küçülsünler. Ancak bu borçlanmayı, bugün siyasi otorite de bir siyaset aracı olarak gördüğü için kulüplerin batmasına izin vermiyor. O nedenle de bunlar kendilerinin sahip olmadıkları, ileride kazanacakları gelirlerini bugünden çarçur ediyorlar” diyor.


#14

Bu dört kulüp, şişirme kadrolarla, pavyon hovardası gibi yaptıkları harcamalarla ne yapmakta, nereye varmak istemektedir?


#15

Futbol yönetimi TFF’den TBB’ye mi geçiyor?

Müslüm Gülhan / Birgün

TFF (Türkiye Futbol Federasyonu), TBB (Türkiye Bankalar Birliği). Bu detayı verip yazıya devam etmek sanırım daha mantıklı olacak.

Borç içindeki kulüpleri, içinde bulundukları darboğazdan çıkabilmeleri için, TFF, TBB ile ortak çalışma yaparak bir kurtarma projesi hazırlayacaklar. Planda, kulüplerin borçlarını ödemeye yönelik bir varlık havuzu oluşturularak, kulüpleri finansal olarak denetleyecek bir üst kurul oluşturulması planlanıyor.

Böyle bir havuza tabi olacak kulüplerin tamamının siyasi bir otoritenin denetimine girmesi kaçınılmazdır. Diğer taraftan, bir fonun oluşması ve pazarlanması durumunda, yabancı sermaye gruplarının fonu ellerine geçirmesinden doğacak kaos…Özerk olarak algılamaya çalıştığımız tüm kulüplerin, mali olarak merkezi yönetim otoritesine tabii olması halinde bağımlı bir kurgu haline geleceklerdir.

Devamını merak edenler Bu günkü Birgün gazetesine müracaat etsin


#16

Finansal fair play şu ana kadar gücünün yettiğine karşı işledi zaten.

süper lig’de krizde olan bir sürü takım var, borcu yıllık gelirinin 6-7 kat fazlasına çıkmış takımlarla dolu lig… hatta ekonomik sıkıntılar nedeniyle, ligden düştükten sonra hızla 2-3 lig düşen takımlarla da karşılaştık, ancak şu ana kadar süper ligde puan silme cezası uygulandığını hiç görmedik.

buna karşılık 1. ligde özellikle son 3-4 senedir, puan durumunda takımların yanında (-5) , (-7) gibi rakamları görmeye çok alıştık. insanın aklına şu soru geliyor ister istemez, bu kadar 1. lig takımı eksi puan alacak kadar finansal fair play’e aykırı bir bütçeye sahipken, süper lig takımlarının hiçbiri mi bu sıkıntıyı yaşamıyor, yoksa süper ligde bu cezalar uygulanmaya başlanırsa, belli başlı istanbul camialarına uygulamak “sıkacağı” için mi bu cezalar uygulanmıyor?


#17

Can alıcı soruyu sormuş ve yanıtını vermişsin Serkan.
Bu Ülkede hesap verebilirlik ilkesi tatile çıktığı için onun yerine yetkilerimi kullanırım ama sorumluluk kabul etmem ilkesi geçerli oldu. Öyle olunca da böyle oluyor işte.


#18

ozan abi açıkçası bu ülkedeki tüm kurallar, siyasetin iki yüzlülük kuralına göre uygulanıyor. bu nedenle, özellikle siyasi karakterlerin bulaştığı hiçbir işin doğru yürümesi mümkün değil. siyaset karıştığı her işe yüksek miktarda kaynak sağlarken (bu tehlikeli bir kaynak sağlama işi, belli bir yüksekliğe çıkarıp oradan camiayı bırakmakla sonuçlanacak bir süreç) işin özünün içini oyuyor.

basit bir örnek, junior melih gökçek ankaragücü başkanı olduğu zamanlarda, melih gökçek saray/pursaklar’da bir futbol tesis kurdu, defalarca televizyona çıkıp ankaragücü için yapılan bu spor tesisinin rekor rakamlar yapıldığını ve avrupanın bilmem kaçıncı en büyük futbol tesisi olduğunu anlatıp durdu. hatta ankaragücü kulübü o tesislere taşındı. sonra işler yolunda gitmedi, ankaragücü genel kurulu gökçek ailesini kulüpten paketledi. bundan sonra hızlı bir biçimde ankaragücü için yapılan avrupa’nın bilmemkaçıncı en büyük futbol tesisi ankaragücü’nden arındırıldı. o da yetmedi, bu tesisler (içinde 8-10 tane futbol sahası var bu tesisin) istihbarat teşkilatını hizmetine verildi. :slight_smile: istihbarat teşkilatının, kendilerine tahsis edilen bu tesislerle beraber, futbolda hangi noktaya geleceğini zaman gösterecek.

şimdi aynı şahıs, 25 sene ankara belediye başkanlığı yaptı, ankarada şehir merkezinde amatörlerin oynayacağı 5 tane saha sayamazsınız. işte siyasetin iki yüzlülük kuralı budur. 25 senede ankara merkezinde 3 tane sahanın açılışını yapmamış bir karakter, avrupanın bilmemkaçıncı en büyük tesisini yapıp, peşinden bu tesisi futbolla alakası olmayan bir kuruma tahsis ediyor. futbolun içinde olanların bilmesi gereken temel bir gerçek var: ( tffnin başındaki karakterin de bizzat siyasi iktidar tarafından belli başlı pislikleri kapatması için atandığını unutmayalım)

yönettiğiniz ve aidiyet hissettiğiniz takımın sorunlarını, kendi kendinize çözmeyi öğrenmek zorundasınız. küme düşen, ekonomik olarak biten takımların birçoğunun yöneticilerinin “şehir takıma sahip çıkmıyor” dediğine şahit olursunuz. işte o yöneticiler, nasıl olsa arkamızda belediye var, şehir var diye, takımın gelirlerinin çok üstünde harcama yaptıkları için camia o hale düşmüştür. o hale düştükten sonra gider siyasi iktidardan kaynak yaratmasını beklerseniz, camianız ya dibe gider, ya da siyasetin maskarası olarak dibe gider… şimdi son hamle ile siyasi iktidar takımı daha önce kontrolü altına almak istiyor, konunun özü bence budur :smiley:


#19

Çiftçiye kredi vermek için kurulan Ziraat Bankası Futbol kulüplerinin borçlarını yapılandırmaya soyundu.

Yolunda A.Ş. filminin yeni versiyonu vizyona girmiştir.


#20

Başlığımızın adı “Finansal Fair Play nasıl işliyor?”

Bir örnekle açıklarsak şöyle işliyor arkadaşlar:

Örneğin Galatasaray yönetimi, kulüpten 2,5 milyon Euro alacağı olan stoper Serdar Aziz’i teknik direktör Fatih Terim’in isteği üzerine eften püften bir sebeple kadro dışı bırakır ve Serdar Aziz, Eren Derdiyok ile birlikte Galatasaray tesislarında antrenör eşliğinde takımdan ayrı çalışmalara başlar. Bu arada Fenerbahçe’ye giderse kendisinden 4,5 milyon Euro bonservis bedeli getirmesi istenir. Serdar Aziz’in 2,5 milyon Euro tutarındaki alacağı devam etmektedir. Galatasaray kulübü bu parayı zamanında ödemediği takdirde Serdar Aziz’in sözleşmeyi tek taraflı feshedip bedelsiz olarak anlaştığı bir takıma gitme hakkı vardır. Serdar, ayrıca Galatasaray’daki 2,5 milyon Euro tutarındaki alacağını da TFF, UEFA, FİFA kanalıyla alma hakkına sahiptir.

Hal böyleyken, UEFA’nın FFP (Finansal Fair Play) denetiminde bulunan ve Ziraat Bankası vasıtasıyla borç batağındaki tüm kulüpler gibi borçları düşük faizle uzun vadeye yayılarak yeniden yapılandırılması gündemde olan Galatasaray kulübü bugün Portekiz 1. Liginde 9 puanla 18. sırada bulunan Chaves takımının 22 yaşında Brezilyalı stoperi Marcao ile anlaşmış. Bonservis bedeli bazı kaynaklara göre 4 milyon Euro, çoğunluktaki bazı kaynaklara göre de 3,5 milyon Euro…

Bir taraftan kadro dışı bıraktığınız Serdar Aziz’e kulüpte kaldığı sürece sözleşmesinde yazılı ücretini oynamasa bile ödeyeceksiniz, diğer taraftan da Marcao’ya 3,5 milyon Euro bonservis bedeli ödeyeceksiniz. Bu arada Marcao’ya ödenecek ücret henüz bilinmiyor.

Chaves kulübü ve Marcao hakkındaki bilgiler:

Kısacası, “Babasultan yolumuzdayız yolumuzda!” :blush: