İlk 6 Hafta Değerlendirmesi

öncelikle kulübün kısa vadede -hem camia hem yönetim ve hatta delegeler açısından- ligde tutunabilecek tecrübeye sahip olması gerekmektedir. biz bu tecrübeye sahip olduğumuzu düşünsekte değiliz. 3.lige doğru giderken de, yönetimsel sorunlarda da bir çok şeyde de bu tecrübeye sahip olunmadığı kanıtlandı. ne camia içindeki yapılanma, ne camia dışı yapılanmalar, ne yönetim konuları, ne o ne bu. hiçbir tecrübe yoktu. bizim bunlar konusunda tecrübe kazanmamamızın nedeni de ilhan cavcavdı. çünkü o her şeyi yapıyordu. bizim pekte bir şey düşünmemize gerek yoktu.

orta vadede üst sıraları zorlayacak

uzun vadede hem şampiyonluk hem avrupa ve hatta şampiyonlar ligine gidecek tecrübelere daha çok vardır.

sanırım bizim camiada kasabalılara söylemiyorum “kasaba cahili” terimi vardır ya, cahilin en kötüsü kasabadan çıkar denir, böyle gelir şehire dönüp bi bakarsınız eğrelti durur, hafifte kurnazdır, fikri vardır fikri de kendinin değildir, ama konuşur, böyle nasıl desem mide bulandırır. heh böyle çok fazla kişi olduğunu düşünmüyorum. önceden bir çok şey üzerine yazarken bizdeki böyle leş tayfa çok dikkatimi çekmemişti, çünkü camianın genel yapısı leşliği kaldırabilecek düzeydeydi. şimdiyse camia giderek büyümeye başladı.

eğer farkında olunmazsa ya da önlem alınılmazsa ya da büyüme temelli olmazsa hastalınırsınız. bu biyoloyik bir durumdur. aynısı camialar toplumlar içinde geçerlidir. biz büyümenin farkında olmadığımız için, hem leşlik hem de bir ergenlik hastlaık yayabiliyor.

artı olarak yıllardır konuşulan dile getirilen “tribün” mimarisi artık azmış durumda. sanırım camianın en önemli sorunu bu meseledir. tribünde türüyen tipler kimlerdir ve bu tiplerin “tanıdık, biliyoruz, işte yıllardır gençlerbirlikli” denilen başları kimlerdir, kimlerle bağlantıları vardır herkes bunları biliyordur. peki amaçlar ne kadar çözülüyor ve ne düşünüyor. ortak bir düşünce hareket veya bilinç var mı?

mesela “metin diyadin istifa” demişler. herkes biliyor ki en azından bilinçli insanlar biliyor ki metin diyadini bu kulüpten çektiğiniz an bir çok kişiye bir çok yol açılacak. hem tesisler, hem ekonomi, hem gençelrbirliği. burada defalarca belirttiğim yeni şafağından, garip yapılanmalara, siyasilere, futbol içindeki kişilere kadar neden metin diyadinden hoşlanmazlar? ve bu hoşlanmayanların kaçta kaçı bu yönetim ile bağlantılıdır?

yukarda kısa-orta-uzun vade dediklerim hemen hemen hem iyi bir teknik direktör olan, hem camiadan olan, hem camianın kuruşunu düşünecek olan, hem yapılanmaya gidebileceğimiz bize sayısız futbolcu yetiştirmiş olan metin diyadinden başkasıyla yapılırsa o ancak ikinci seçenek olur. biz zaten birinci seçeneğe sahibiz. aynı zamanda kulübün içinde gençlerbirliğine dair ne varsa içinde bulunduran birinin bulunmasına da sahibiz. hem de bu kadar kritik zamanlarda buna sahibiz.

“metin diyadin istifa” diyen kişiler kimlerdir?

bütün bunların farkında mıyız diye bir araştırma yaptım. bir taraftar grubu ulturas kardeşler metin diyadine destek mesajı atmış. diğer taraftar grupları? farkındayız değil mi olanların ve olacakların?

performansa gelince, şu kadroyla ne oyunlar oynadık, zaten metin hoca dışında kimse bu atmosferi de toparlayamaz bu oyunculara bunları da oynatamaz. birincisi metin diyadin + gençlerbirliği çarpanı, ikincisi zaten çok beğendiğim bir teknik direktör, üçüncüsü o atmosferi ancak metin hoca kaldırır ve kotarır.

peki bu atmosferi bozanlar kimlerdir? kimler oyuncuların huzurunu bozdu? sezon başında çok iyi bir atmosfer vardı bunu hepimiz gördük. oyuncular da metin hocada bunu belirtti. ama o transfer döneminden sonra neden oyuncuların sürekli ama sürekli suratları asık? ne oldu?

metin hocaya camia güçlü destek vermeye devam ederse tesislere daha çok hakim olacaktır. peki neden “metin diyadin istifa” demek gib mikropluk hem de otobüslerle adam taşıyarak bunu demek gibi bir iş peşine girildi? camia nezdinde itibarını sarsmak mı?

yukardaki
hem yapılanma
hem kısa-orta-uzun vade
hem kujlüpteki kapıların kapalı olması

nın farkındalığı yok edilsin, bi de leşleri azdırsın diye mi?

camia bütün bunların ne kadar farkında gerçekten bilmiyorum umarım farkındadır.

önceden dikkat etmediğim şu leşliğe de bir çözüm, bu leşlere de gs-fb arasında bir seçim gerekmektedir. camia da böyle hastalığa kokuya tahamül etmemelidir.

sizin bu dönem hakkındaki düşünceleriniz nelerdir.

oyun ve oyuncu değerlendirmesini de yapmak isterdim ancak bu kısım benim kafama takılıyor, canımı sıkıyor.

takıma gelince önümüzdeki maçlarıda kaybedebiliriz, ancak sonuç metin hoca yenmezse ligde kalırız.

he ligde kalmaktan önce tecrübe ve farkındalık kazanarak ligde kalırsak çok daha iyi olacaktır, ligse kalmak kadar önemlidir.

2 Beğeni

“metin hoca istifa” herhalde şu anda söylenecek en saçma şeydir..
bunu dile getirmeyi bırakalım, düşünmek bile son derece lüzumsuz, zamansız ve akıl dışı bir yaklaşımdır..
bunu saçmalayan kişi veya kişilerin an itibariyle kulübümüzün bulduğu bulacağı yegane çalıştırıcının metin diyadin olduğunu bilmeleri lazım.. oturup sakin kafayla durum değerlendirmesinden bi haber olduklarını tahmin ettiğim bu panik zavallı tiplerin spor camiasında boşta gezen hocalara ve neden boş gezdiklerine, talep ettikleri şartlara ve fiatlara bakmaları lazım..
ama şu ortamda bile söylenecek en akıl dışı bu lafı edenlerden bunu beklemenin de hayal olduğunu biliyoruz..

bunun dışında serzenişlerimiz bu sezon erken başladı ki; bu serzenişlerde pek de haksız değiliz sanıyorum..
geçen sezon nasıl ligde kalmıştık hatırlayalım: ikinci yarının en zayıf ekibi olduğumuz halde ilk yarıda topladığımız extra puanlar sayesinde ligde kalmıştık.. antayasporun yoğun itirazları ve bizimde trabzonda şapkadan gergedan çıkarmamız sayesinde.. bu 15 günlük ara tam zamanında geldi.. işi gücü bırakıp, birlikteliği, yardımlaşmayı ve fizik kondisyonumuzu arttırmayı başarmalıyız.. aksi halde durum zayıf..

son sezonlarda kural haline gelen bir durum var..
bence 16 takım olması gereken, halk otobüsüne dönmüş kepazeligde bir alt ligden gelen üç takımdan birisi daha ilk yarıda düşüyor.. kim bu?.. eyüpspor…
o halde biz dua edelim; samsunspor ve göztepe eski günlerine dönemesinler ya da devre arasında kadrolarını güçlendiremesinler.. vallaa bakıyorum bakıyorum başka da gözümüze takılan takım bulamıyorum..

kolay hatırlansın, akılda kalsın diye geçen sezon ikinci yarıda düşme hattındaki takımlar motor takacak bunu bilelim demiştim..
arkadaşlar sezona alttaki takımlar motor takmış halde başladılar..
durum ortada…yapabileceğimiz şeyler de sınırlı…

5 Beğeni

uzun sözün kısası; her zaman ve her durumda yapabilecek şeyler ve çıkış yolları mevcuttur..
ve bunlar soyunduğumuz süreç içinde herhangi bir zaman ve mesafede oldukları yerde duruyordur..

önemli olan; mücadele ettiğimiz kepazeligin dinamikleri içinde bu çıkış yollarını ve kendi yönetişim biçimini bulup değerlendirmek, sportif ustalık becerileriyle işlemek ve kulübümüzün anlık menfaatlerine uygun kanallara sevk edebilmektir..

3 Beğeni

futboldaki, yaşamdaki etkenleri bileşenleri bir kenara koyup baktığımızda ligin en zayıf 3 takımından biriyizdir. bu üçlünün arasında kaçıncı olduğumuz yoruma açıktır. öbür yandan etken ve bileşenleri eklediğimizde kendimizi daha üst sıralarda bulabiliriz. dikkat edimesi gerekense biz bu yönümüz şu an sırıtıyor. bunun belilrli nedenleri olabilir. yoksa bu yönü en iyi kullanan hocalardan birine sahibiz.

mesela örneğin erzurumspor’a baktığımda yürek görüyorum. ruh görüyorum. camiaları nasıldır yönetimleri nasıldır hiç bilmesem de, o yürek ve ruh bir takımın sezonunu büyük ölçüde etkiler. “ya bu da topçu mu”, “ya bak naptı şimdi sahaya patır patır bıraktı” denilen adamlar 2 sene önce filan erzurumspor ligden düşseydi 3. ligde oynayacaklar belki de futbolu bırakacaklardı. ve hatta 3. ligde bile eleştirileceklerdi. şimdi 1.ligde çok sağlam top oynuyorlar. skor gelmeyince gene “patır patır bıraktılar yeaa” lardan da pek etkilenmiyorlar. “bizim canımızdır erzurumsporu yok olmaktan kurtardı ama..” “..ama bu seviyenin oyuncusu değil” “..ama” yani camiaların bu nankörlüğü de ayrı bir boyut.

futbolda bir oyuncu bir maç içinde takriben 350-400 pozisyon içinde olur. düşüncem şudur ki bu pozisyonlar içinde takımı takip edenler 50 civarını görebilirler. takımı analiz edenler taktiksel yönü kuvetliyse 100 küsür civarını görebilirler ama tabii her oyuncuyu her pozisyondaki oyuncuyu göremezler. hocalarsa kendi kalitesine bağlı olmaksızın 300+ civarını görür. çoğu oyuncuyu da görür.

tabii bu pozisyonlara da etki eden faktörler vardır. bunu gene izleyici ve taktiksel olarak analiz edenlerin bir kısmını görür. analizcinin kalitesine göre biraz da yaşam ile ilişkisine göre bu sayıyı çok yukarlara çıkarabilir. he sadece matematikçi ise bu yönü çok zayıf olur :d. bu kalite sadece futbol bilmekte değil sonuçta.

hocaya gelince hoca yukarda kendi kalitesine bağlı olmaksızın +300 göreblir dedik ya işte hocanın kalitesi burada başlar. pozisyon etkenlerininin ne kadarını gördüğü, gördüklerini de nasıl ölçtüğü ile alakalıdır bu kalite. bi de hocanın ölçüsü önemlidir.

şimdi bize tekrar dönersek hem kulüp hem camia olarak bir ölçü tutturmaya çalışıyoruz. bu ölçüyü tutturduğumuzda belirlii bir deneyim kazanmış olacağız. bazı şeylerin farkına varacağız. bazı şeyleri daha hızlı kavrayabileceğiz. o algısal manüpülasyonlar, o entrikalar ya da tamamen ergenlikten doğan ancak camiada var olan ve var olduğunu kabul etmek zorunda olduğumuz leşliklerin etkilerini daha da düşüreceğiz. mesela bu arada hesabımı açıp baktım, bir ton elitist takılan, uzun uzun taktiksel analiz yapan -çok kötü yorumluyorlar- ve camayı tanımadığı çok belli olan hesaplar türemiş. bunlar kimdir? iki göz gezdirince camiayı çok fazla tanımakdıkları da ortada. mesela metin hoca istifa konusunda camianın metin hocanın gitmesini istiyor sanıyor. oysa yüzde doksan istemiyordur. çünkü bazı şeylerin farkında insanlar. ancak çıkıyor “camianın aksine yorum yapacağım bence kalmalı” diye yorum yapıyor. yani bu şu demek oluyor, twitterda nasıl bir ortam olduğunu bilmiyorum ancak orada belirli bir etki alanı oluşturuluyor, bu etki alanları fake hesaplar + leşlerle besleniyor. ve bu etki alanı gerçekmiş gibi kabul edilip yorumlar yapılıyor. yoksa söyle bir bakınca bu hesapların yorum ve fikirlerine -taktiksel olarak içtenlikle söylüyorum çok kötüler ve yetersizler orasıda ayrı ama camia konuslarındaki yorumlarına fikirlerine bakınca- böyle havada kalan bir şey var. bir koku var. önceden camia bu konularda deneyimsizdi. çok basit algı hesapları bile algılar yaratabiliyordu. baktım çoğu kaybolmuş. şimdi böyle profiller mi yüklendi? camia az çok farkına varınca ve “böyle şeylerler bu camiada sökmez” i artık kafalarına vura vura gösterdikten sonra üst segmente mi geçti bunlar anlamadım. tam olarak takip etmediğim için yorum yapmayacağım. ama bir uyarı olsun. bunları zaten dikkatli insanlar fark etmiştir. orada da gördüm bir fark edeni.

yukarda değinmek istediğim “metin hoca istifa diyen hıyarlar” kim olduğu konusuna gelince. kim oldukları aslında hem önemli hem önemli değil. konu metin hocanın gidip gitmemesi de değil, bunun camia açısından tartışmaya kapalı bir şey olduğunu düşünüyorum. tabii her şey tartışılır ama demek istediğimi anlamışsınızdır. bu bir organize olaydır. yani organize bir algı işidir ve fizikseldir. bu da gene sanırım burada ilk söylediğim -bunları demek biraz ezikçe geliyor önceden yapmazdım ama biraz yapayım :d- değinmek isteidğim tribün ve camia sosyolojisi ile alakalı kritik bir konudur ve çözülmesi gerekir. camia türkiyenin aldığı göçler gibi büyüyor ya da fransanın zamanında aldığı göçler gibi büyüyor. çift ülke vatandaşları gibi çift takımlı taraftarlarımız geliyor. öbür yandan gençlik gençlerbirliğini tercih etmeye başlıyor. ama bu iki kısımın kontrolünü camia sağlamalıdır. bir ağırlık koymalıdır. yoksa yukarda değinmek istediğim hem algı/manipülasyon oyunları hem fiziksel organize olaylar -çoğu camia böyle yönetilir- bu kitleleri etkisi altına alır.

düşme konusuna gelince. benim için rahat, aslında hem bu olaylar hem de yönetimin toyluğu ve yönetime karşı büyük şüphelerim olması nedeniyle de husursuzum. takımın atmosferinin bozulması tamamen yönetimin hatasıdır. çıkıp “paraları verdik” demek nasıl desem, nasıl denir, işte, biraz düşükçe değil mi? biraz sanki yaşamı ya da bazı olayları tek boyutlu hatta kalitesiz bir tek boyuttan görmek filan değil mi?

3 Beğeni

Maalesef iyi bir transfer dönemi geçiremedik ve kadromuzu yeterince güçlendiremedik. Gaziantep’ten gelen 33 yaşındaki solbek Kevin Rodrigues sakat ve bir maç dahi oynayamadı. Ne zaman oynamaya başlayacağı, ne zaman ve nasıl form tutacağı belli değil. Geçen sezon Kyabou ve Etebo ile yaşadıklarımızı şimdi Kevin Rodrigues ile yaşıyoruz. Gelen yerli ve yabancılara baktığımızda fark yaratacak, takımı domine edecek, sürükleyecek, “işte budur” dedirtecek bir futbolcu yok. Son anda yapılan transferler hiç umut vermiyor. Son bilgilere göre İtalya SERİ B takımı Modena’da 69 maçta 9 gol atmış olan Pedro Mendes’i kulübüne 400 bin euro bonsevis bedeli ve kendisine de 2 sezon için 1.200.000 euro ücret ödemek üzere transfer etmişiz. Yani 2 sezonluk toplam maliyeti 1.600.000 euro. Böyle bir futbolcu için bu bedelin kulübümüz için çok fazla olduğunu düşünüyorum. Onyekuru ve Niang’dan kurtulduk derken başımıza yeni belalar açmamışızdır inşallah. Bu takıma hoca ne yapsın? Metin hocanın işi çok zor. 6 maçta 7 puanımız var. Şimdilik düşme hattının 3 puan üstündeyiz. Ama ilk iki maçta futbol şansının da yanımızda olmasıyla kazandığımız iki maçtan sonraki 4 maçın üçünde yenildik ve sadece bir beraberlik alabildik. Ligdeki gerçek durumumuzu ortaya koyan çok kötü bir tablo bu… 2021-22 sezonuna Mustafa Denizli ile fırtına gibi girip ilk 7 maçta 15 puan toplayan Altay, sonraki 31 maçta sadece 19 puan toplayarak 34 puanla küme düşmüştü. Aynı sıkıntıyı biz yaşamayız inşallah.

Öte yandan ciddi anlamda sponsorluk gelirleri sağlayabilmiş değiliz. Bizim ölçeğimizde devasa diyebileceğimiz harcamaları hangi gelirlerle nasıl karşılayacağız, bu takımla nasıl maç kazanıp ligde kalacağız? Sonuç olarak çok endişeliyim.

4 Beğeni

abi.. işte bunun içindir kondisyonumuzu arttıralım, tempoyu yükseltelim demem..
topa sahip olacak, top saklayacak, kanatları kullanacak falan oyuncularımız yok.. ee napcaz yoksa?.. ligden çekilecek halimiz de yok..

ayağa garantili, rakip basmadan, rakiple polemiğe girmeden, yardımlaşarak, dayanışma sergileyebiliriz.. bunu yapabilmek için top bölgesinde sayıca çoğalabiliriz.. kondisyonumuzu arttırmamız bu yüzden gerekli..
nefret ettiğim, seyrine bile tahammül edemediğim “atlet takım” olabiliriz.. bunu yapabiliriz işte..
ki; bu oyun anlayışı fenerbahçesporu’u ve göztepeyi bile deplesmanda yener..

2 Beğeni

genel başlığa yazacaktım da 3 kota mağduru olarak yazamadım buraya yazayım;

liglerin ertelenmesi konuşuluyordu. mhk yok. fifa, hatta fifa üstü kurumlarla erdoğan arasında bir gerilim olduğu belli. bahçeli bu gerilimi çözmeye çalışıyor.

devlet bahçeli natoya bağlı bir kliğin sözcüsü olduğu düşünülürse, erdoğan’ın da bu klikle aslında arasının iyi olmadığını, bulunduğu atlantik kutubu -daha doğrusu daha çok meylettiği atlantik kutubu- nedeniyle içeride bahçeliyle birlikte hareket etttiği görünse de aslında birbirlerini pek sevmeyen insanlardır.

türkiyede futbol futboldan çok, siyasi, demografik, sosyolojik bir olgudur. ve hatta psikolojik. bunlar bir ülkeyi yönetebilmek için elinizde bulunması gereken güçlü işlevlerdir. bu işlevlerin en güçlü aparatları türk futbolu ile bağlantılıdır.

erdoğan futbola el atmak istese de oradaki “yapı” -kesinlikle ali koç yapısı değil :d- değişmesi zor görünüyor. ki bunu sadece kısa bir sürelik kendini kotarmak güvenceye almak için yapmak istediği de açık. hatta bunu sadece bir baskı aracı olarak kullandığını düşünebiliriz. en azından oradaki sisteme daha çok hakim olmak istediği de açıktır.

“aaaaaa erdoğan her şeyi kontrol etmiyor mu?”

etmiyor :d

yani bahçeli bir şey diyorsa bunu atlantikteki wef kliği diyordur. buradan da fifa çıkar. yani fifa “yapıya dokunma” diyor.

hacıosmanoğlunun 4-5 ay önce dillendirdiği ve bu olaylarla birlikte tekrar servis edilen “uefa bazı şeyleri duyarsa ülke olarak askıya alınırız. fazla kurcalamamak lazım” sözü de yerine oturuyor. en azından yaklaşıyor.

yani zıtlaşma derinleşirse, bir kontrol talebi ya da ani bir değişiklik olmasa ilerleyen süreçlerde fifa türk futboluna elinden geleni yapacaktır. ki önceden zamanında kulübü teslim etmediği için aziz yıldırım nedeniyle fenerbahçeye çok ağır bedeller ödetmişlerdi.

denge her şeydir. türkiyedeki dengeler tekrar ipin ucuna gelmiş durumda. bakalım ne olacak. tatlıya bağlarlarsa güzel olur.

2 Beğeni

Bu esnada Metin Hoca bi gitti geldi.

2 Beğeni