Sportif Direktörlük Kadrosu ve Mustafa Kaplan!

Bu başlık altında son Mustafa Kaplan tercihi ile Gençlerbirliği Futbol Kulübünün yönetiminde yapılan değişikliği konuşmak gerektiğini düşünüyorum. Bir akşam haber aldık ve Sportif Direktörlük kadrosunun getirildiğini ve bu görevin Mustafa Kaplan’a verildiğini öğrendik. Kafamı toparlayınca bence düşüncelerimi yazacağım. Bu konu son tercihler üzerinden kulüple ilgili yönetim meselelerini de masaya yatıracğaımız bir başlık olsun isterim. Kayıt altında kalması camia yararına bence… Gençlerbirliği camiasının iyiliğini isteyen herkes buraya bir şeyler yazabilmeli.

7 Beğeni

Bu işin içinde bir iş var ama hadi hayırlısı…

3 Beğeni

Risk alarak şunları yazayım: Kral, sportif direktör olarak çok başarılı olacak ve uçuşa geçeceğiz. Bu sezon en kötü ihtimalle Avrupa Ligine katılma hakkı elde ederiz ya da kıl payı kaçırırız diye düşünüyorum. Bu öngörüm tutarsa çok ekmeğini yerim bu sezon. Hadi Kral, seni beğenmeyenlere göster kendini! Öngörüm tutmazsa da ne yapayım, sonucu olgunlukla karşılar, yanılmışım derim. :blush:

1 Beğeni

sonuç da önemli be abi :slight_smile:

1 Beğeni

Mustafa Kaplan ne ile geldi, planı nedir, ne amaçlıyor hepsini bir an önce açıklamalı. geldiği mevki ağır. öyle oldu bitti olmayacaktır heralde.

2 Beğeni

Zaten krallıkla yönetilen bir kulüptük ne diye bir kral daha geldi anlamadım.
Her sene başında çeşitli isimler altında görev verilen de kral, sonra kovulan da aynı kral.
Bu arada bizim kulüpte kralın da kralı var. İşte o en kral var ya en kral, yanında çalıştırdığı küçük kraldan vazgeçemiyor.
Ama bir müddet sonra pişman olup çalıştırdığı kralı gönderiyor. Sonra bir bakmışsın esas kral defalarca gönderdiği krala yeniden görev vermiş.

Bizim kulüpte son on yıldır aynı filmi izleyip duruyoruz.
Filmin adını mı sordunuz, " Kralın Dönüşü"

4 Beğeni

M. Kaplan bu gidisle Gençlerbirliği’nin M. Said Pasa’si olacak.

9 kez mi sadrazam olmustu M. Said Pasa?. Sonunda ne imparator kaldi, ne imparatorluk?

En onemli ozelligi neydi M. Said Pasa’nin: Entrika ve kuskuculuk.

Kaldi Kamil Pasa’yi bulmak. O da gelsin, tamamen ot tikasinlar sisteme.

4 Beğeni

Aslında her şey 2006’daki Genel Kurulda başlıyor. O günlerde ilk kez, şimdiki zamanlarda alışık olduğumuz hamlelerden biri yapıldı. Kulübün etrafında o zamanlar da dolaşan "kral"lar vardı ve bu krallardan ikisi, biri teknik ekibe (Cem Hoca) , diğeri de kulüp yönetimine (Ufuk Özerten) tekrar sokulacak haberleri gelince, Gençlerbirliğinin efsane yöneticilerinden Atilla Aytek elini masaya vurup, muhalif olmuştu. Gençlerbirliği hafızası programında o zamanlardan bahsetmiştik. https://www.youtube.com/watch?v=Gt3SgDlA-6s

O zamanın biraz öncesinde tüzükte bir değişiklik yapıldı ve daha önceleri 3 senelik üyelik sonunda oy kullanma hakkı bulunurken, yapılan değişiklikle “dün üye olan kişi bugün oy kullanabilir” oldu. İşte krallık ve kralcılığın tam olarak kulübe girişi o zaman. Naylon üyelerle kulüp tamamen ele geçirildi. Bu operasyonu yöneten, bizzat Gençlerbirliği’nin duayen başkanı İlhan Cavcav’dır. Aslında ta o zamandan bu zamanlara kadar kulübün içi kaynar durur. İlhan Cavcav bilerek ve isteyerek yöneticilerin profilini düşürdü ve kulübü bu hale getirdi.

Buna rağmen Gençlerbirliği camiası iyi insanları içinden çıkarmaya devam ediyordu. Niyazi Akdaş, Cavcav’ın ağırlaştığı dönemlerde elini taşın altına sokan isim, Gençlerbirliği Kulübü Asbaşkanı’ydı. Ne yazık ki, İlhan Cavcav vefatından bir gün önce kendisini görevden alıp, yerine oğlunu geçirdi. Bu bir mesajdı ve Niyazi Akdaş’ı da tam bu anda kaybettik.

Sonrası işte hepimizin bildiği hikaye. Kulüp yönetme becerisini asla gösteremeyecek oğul Murat Cavcav ve etrafındaki çakallarla dansı şeklinde geçti. Kulübe teknik direktör olarak getirilen ■■■■■■■■■ isimli zatın, kulübü bu boşlukta ele geçirdiğini, teknik direktör odasını sigara alkol odasına çevirdiğini, kulüp web sitesini kendi kişisel blogu olarak kullanarak, rakip teknik direktörlerle web sitesinde yazılanlar üzerinden kavga dahi ettiğini biliyoruz. Son yaşanan olan ise kulübü tamamen ele geçirmiş ■■■■■■■■■ın havalimanında, herkesçe tanınan ve çok sevilen bir taraftar arkadaşımıza saldırmasıydı. Kulüp yöneticileri bu olayların hepsini malak gibi izleyince, buna dayanamayan divan kurulu üyeleri de zehir zemberek açıklamalarının ardından istifa etmişlerdi. ■■■■■■■■■ denilen adam kulübü küme düşürdü ve yaptırdığı 30 transferle kulübün ilk kez borca girmesine sebep oldu. Peki yönetim ne yapıyordu bu sırada? izliyorlardı ve tüm uyarılara rağmen bu zatın her dediğini onaylıyorlardı. Başkan Murat Cavcav teknik direktör odasında Özatla içip sızıyordu. Bu haberleri de bizzat ■■■■■■■■■ dışarı servis ediyordu. Başkanla yakın oldukça, diğer çakalları da bu sayede etrafında topluyordu. Mesela Kulüp menajeri Emrah Atasoy, Ümit Özatla bar pavyon takılıyordu. Hepsi Özatın iki dudağı arasında olduklarının farkındaydı. Bu kulüp için çok değerli 10a yakın futbolcuyu Özat döneminde kaybettik. 20-30 adet de çöp oyuncuya boşa para verdik.

Özat kulübü düşürüp gitti. Ertesi sene para kalmayınca çakallar sürüsü biraz kendilerine çeki düzen verir gibi oldular. Bir sene alt ligde kalıp, tekrar lige yükseldik ve çakallar ordusu tekrar harekete geçti. Kulüpte bir başkan yok. Alınan kararların kimin tarafından alındığı bile belli değil. Mesela Mustafa Kaplanın haftalardır Erdem Alataş’ın yanına gidip geldiği, bu sayede kulüpte yeniden iş kovaladığı haberleri geliyordu. Ben bu haberi ilk duyduğumda “yok artık” demiştim ama bu camia için “yok artık” olamayacağını bir kez daha gördüm. Kulüpte başkan olmayınca, Kulüp menejeri Emrah Atasoy, Kral Mustafa Kaplan, Kulüp yöneticilerinden Murat Öngelen, Menajer Erdem Alataş gibi isimlerin sürekli hatalarla kulübü borca sokuşunu ve kulüpte huzur bırakmamalarını uzaktan izliyoruz. Herkes değişiyor ama bu isimler bir türlü değişmiyor.

Bu son atama kararı ile Sportif Direktörlük kadrosuna atanan Kral Mustafa Kaplan’ın, kişisel özelliklerinden dolayı takım içinde huzur bırakmayan bir karakter olduğunu biliyoruz. Herkesin enerjisini sonuna kadar emen, sürekli dedikodu ve arkadan konuşma gibi huyları olan son derece tehlikeli bir karakter. Mustafa Kaplan ile ilgili bir başka iddia ise, altyapıdan çıkardığı çocukların aldığı paralardan komisyon talep etmesi. Bunlar kesinleşmiş şeyler değil ama her yerde çok konuşulan iddialar ve bazı futbolcu velilerinin sırf bu komisyonları vermeyi reddettikleri için cocuklarının takımdan uzaklaştırıldığı iddiaları kulüp tarafından yeterince araştırılmadı bile…

Hepimzin emin olduğu bir şey var, Mustafa Kaplan o kulüpte oturduğu sürece Mert Nobre’ye huzur vermeyecek. Mert Nobre’nin rahat çlaışmasını engelleyecek.Bir başka konu Kulüp Genel Müdürü Emrah Atasoy ile Mustafa Kaplanın kanlı bıçaklı oluşu. Mustafa Kaplan sağda solda Emrah kulübü soyuyor, geçen sene bana düşman oldu çünkü ona transfer yaptırmadım diye konuşuyor. Emrah’ın da çevresine Kaplanla ilgili sinkaflı konuşmalar yaptığı biliniyor. Bakalım beraber uyum içinde nasıl çalışacaklar.

2006dan beri hep geriye gidiyoruz. Artık bu asırlık camianın gücü kalmadı. Sonumuz yakındır, herkes hazır olsun.

5 Beğeni

Serkancığım eline sağlık, yazdıklarının tamamına katılıyorum. İşimiz gittikçe zorlaşıyor.

2 Beğeni

olan oldu, bunlar zaten hep oluyordu. şimdi Mustafa Kaplan ın amacı başarı ise hamleleri ve tavrından çok kolay anlaşılır. az çok tanıyoruz.

kadro mimarlığı konusunda benim hatırladığım bir sene sadece İskandinav topcusu getirmişti. Bi ara irfanları ahmetleri koymuştu takıma. çokta kötü olmayabilir. td lik konusunda ciddi eksikleri var, oyuncu yönetimi çok kötü, tercihleri kalburüstü düşünülmüş şeyler. gözlemci olarak iyi diyorlardı. sportif direktör bambaşka bi şey değil mi? baş gözlemci yapsan tamam diyebiliriz belki yine de geçmişi çok sorgulanıyor kulüpte.

he bütün bunlara rağmen adamı getirdin bari açıklayın amacınız nedir, hadi onlar açıklamıyor, Mustafa Kaplan görevi itibari ile bunu yapmalı zaten.

1 Beğeni

Yukarıda bahsettiğim erdem alataş ile ilgili bülent atlasın bugünkü yazısı: http://www.klasspor.com/tr/yazilar/1472-Bulent_Atlas_Genclerbirligi_Filmlerinin_basrol_oyunculari_1_ERDEM_ALATAS.html

2 Beğeni

Kulüpteki ilişkileri okudukça, duydukça, gördükçe, Yolunda A.Ş.'den daha fazlası, Yolunda A.Ş.'nin bile çok masum kaldığı bir yapılanma var gibi görünüyor maalesef.

Transferlerde basit hatalar, acemilikler, beceriksizlikler değil, basbayağı bilinçli, bilerek, isteyerek yapılan organize bir iş söz konusu gibi sanki…

2 Beğeni

açıklama geldi mi hiç?