Tanıl BORA: "Gençlerbirliği sadece Gençlerbirliği değildir"

Tanıl BORA - Gençlerbirliği sadece Gençlerbirliği değildir

1959 Milli Lig’in ilk yılında yer alan 16 takımdan, 68. sezon olan 2025-2026’ya start alan 6 takım var. Üçü, düşmez-kalkmaz İstanbullular: Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray. Ve düşe kalka bugünlere erişmiş üç takım daha: Göztepe, Karagümrük - ve Gençlerbirliği.

4 yıl aradan sonra Süperlig’e geri dönen Gençlerbirliği, ligin (77 takımlık) ebedî puan cetvelinde 7. sırayı işgal ediyor. Bu sezon 49. sezonunu idrak edecek ve 5 puancık topladığında 6. Ankaragücü’ne, 18 puancık topladığında 5. Bursaspor’a yetişecek.

Futbol biyotopumuzda ehemmiyetli bir yeri var yani Gençlerbirliği’nin.

Simon Kuper’in “Futbol sadece futbol değildir” vecizesini uyarlayarak söyleyelim: Gençlerbirliği sadece Gençlerbirliği değildir.

Gençlerbirliği, aynı zamanda Ankara’dır. Elbette bütün Ankara değil ve Ankara’nın futbol âlemindeki –haşa!- tek temsilcisi değil… Fakat tarihsel hikâyesiyle, meşrebiyle, Ankara’nın “mektepli” yüzünün ve kalender meşrebinin temsilcisidir… Ezeli rakibi halk takımı Ankaragücü’yle birlikte, Ankara’dırlar.

Gençlerbirliği, aynı zamanda Türkiye futbol tarihidir. Memleketin profesyonel futbol işletmesinde hâlâ hayat eden 100 yaşını aşmış 10 kulübünden birisidir. Birikmiş yüz küsur yıllık hikâyesi vardır. Zamanının ilerisinde bir “orta haf” olduğu kadar reformcu Futbol Federasyonu Başkanlarından biri olan anılan Hasan Polat’ından Rüzgârın Oğlu Zeynel’ine, nice efsaneleri vardır. Başından neler neler geçmiştir: 2003-2004’ta UEFA Kupası’nı kazanan Valencia’yı bu turnuvada yenebilen tek takım da olmuştur; 1980’de 3. kümede tarifeli otobüsle Tarsus deplasmanına yollandığı da olmuştur.

Unutmayın: Güngörmüş bir futbol kulübü, bir kültür mirası unsurudur. Futbolda gelenek, parayla imal edilemeyecek bir kıymettir. (1988 doğumlu Gazişehir FK veya 1990 doğumlu Başakşehir FK gibi nevzuhurlarda olmayan şeyler.) Futbol biyotopu dediğimiz şeyi (zamane dilinde “marka değeri” deniyor) var eden kaynak, işte o gelenektir.

Gençlerbirliği, aynı zamanda bütün rakipleridir. Bütün kulüpler, aynı zamanda rakipleridir aslında. Unutmayın: Maç (match), eşleşme demek. Lig (league), bağlanma, bağdaşma, birlik-ittifak demek. Her kulübün tarihi, rakipleriyle eşleşmelerinin tarihidir, onlarla birliğinin tarihidir.

Gençlerbirliği, bu bakımdan aynı zamanda Üç İstanbulludur – çünkü şampiyonluk yolunda müşkülat çıkartmaya aday Ankara deplasmanıdır ve “Bizans” için tükenmez oyuncu kaynağıdır.

Kudret gazetesi, 1949’da Gençlerbirliği’nin 26. kuruluş yıldönümü vesilesiyle şu satırları yazmış: “Arkadaşlık hislerinden ve kendi renklerinden feyz alan kulüp camiası kazanılan zaferleri büyük bir olgunlukla karşılamasını bilmiş ve kötü günlerin dertlerini de taksim etmesini aynı olgunlukla idrak etmiştir.”

Gençlerbirliği camiası, geçtiğimiz yıllarda bolca “dert taksim etti” sahiden… İlhan Cavcav’ın son yıllarında baş gösteren, onun vefatından sonra dibe vuran menajer güdümlü transfer batağı, belâlı bir mali miras bırakmıştı. İki sezon önce (2022-23) ilk yarı sonunda 7 puanla ligin dibine çöreklenen kulüp, adı 2. Olan 3. lige yuvarlanmak üzereydi - üstelik 100. yılında! Niyazi Akdaş yönetimi, devre arasında bütün takımı baştan aşağı yenileyen bir “ya herru ya merru” hamlesiyle, kümede kalmayı başardı. Kulüp tarihinde bir dönüm noktası olduğu kesin. Bu yıl başarılan Süperlig terfisi ise gerçekten mucize gibiydi. Alt-orta sıralarda geçirilen ilk devrenin sonlarında Osman Sungur yönetiminin teknik direktör Hüseyin Eroğlu’nu angaje etmesi ve birkaç nokta transferle; takım pusu kurarcasına usul usul yukarı tırmadı ve sezonun sondan 2. haftasında 2. ’liği ele geçirip Süperlig’e çıkmayı başardı.

Bu sürpriz terfi, Gençlerbirliği’ne bir popülarite kredisi kazandırdı. Bunda, Ankaragücü’nün maalesef bir alt kümeye (adı 2. olan 3.) düşmesinin de etkisi var. Sezon başında gerçekleşen rekor kombine satışından da anlaşılıyor.

Gençlerbirliklilerin bir süredir ince bir derdi, altyapıya kıran girmiş görünmesi. Gerçi, bizzat kulübün genel menajeri Ali Ekber Düzgün bir bakıma altyapı ruhunu temsil eder, tribünden gelmedir. Gerçi, Arda Güler’in 2019’da Beştepe’deki tesislerden uğurlanmasının 5 yıl ardından Baran Yıldız, 17 yaşında Gençlerbirliği alt yapısından Newcastle United’a yollandı… Fakat Süperlig’e çıkan takımda altyapı kökenli sadece sezonun ilk ve son golünü atan yedek hücumcu Gökhan Altıparmak yer aldı, bir de sadece birkaç dakikalığına savunmacı Umut İslamoğlu. Bu hal, Gençlerbirliği için sahiden “kabul edilemez” bir eksik.

Altyapı, başlıca problemlerden biri. Heveslere endişeler eşlik ediyor. Süperlig’de tutunulabilecek mi? Daha önemlisi, transfer “tahrikleri” ile yeni bir borç batağına düşmekten kaçınılabilecek mi? Gençlerbirliği’nin, Kudret gazetesinin 66 yıl önceki tarifiyle zaferler ve dertler karşısında olgunluğunu koruyan camiası, azla yetinmeyi bilir. Bundan on-on beş yıl önce “Sekizinci olmamız engellenemez” sloganını üretmiş bir tribünden söz ediyoruz! Ligde kalmak, yeter. Üç İstanbullu’ya zorluk çıkartıp cakalarını bozmak, yeter.

Evet, Gençlerbirliği sadece Gençlerbirliği değildir.

5 Beğeni