Uğur Çiftçi

UĞUR ÇİFTÇİ
Bilenler biliyor, birkaç yıldır denebilecek kadar uzun süredir, Uğur Çiftçi’yle ilgili münakaşaların tarafıyım.

Maç sırasında veya sonrasında sohbet ederken, yazışırken, bazı arkadaşlarımız (birçok arkadaşımız!) ona kızıyor, ben savunuyorum. Hatta, bilenler biliyor, hassas noktamdır, aleyhine konuşturmam!

Bu bahisteki duygu ve düşüncelerimi Forum’da kayda geçireyim istedim. Hem Polatlılı’nın Forum’u canlandırma çağrılarını da karşılıksız bırakmamış olalım.

Müthiş buluşlar ortaya atacak değilim. Öncelikle, Uğur Çiftçi’nin zaaflarını ben de biliyorum. Pahalıya mal olan bir sakarlığı var. Sebebiyet verdiği penaltı sayısı iki haneli rakamları bulmuş olabilir. Topla çıkarken veya atağın olgunlaşma safhasında heba ettiği toplar da oluyor; gerçi bunu abartmamak lâzım, oranın çok yüksek çıkacağını sanmıyorum. Bazen agresif bir öfkeye kapılıyor, kart tehlikesine giriyor, takımı da geriyor. Yer tutma problemleri var, bazen adresinde bulunamıyor. Birçoklarımız, ilerleyen yıllar içinde kendini geliştirmemesinden muzdaripler.

Ama Allahaşkına, bundan ibaret midir? Değildir. Bu zaafların arka yüzü de var. Zararlı olabilen o hırsı, kimi zaman da ateşleyicidir, direnç artırıcıdır. (Bazen, mesela son Kasımpaşa maçı, Uğur tuhaf bir durgunluk içinde olabiliyor, ben o zaman üzülüyorum.) En önemlisi: Uğur’un bu ligde hücuma çıkma kabiliyeti en yüksek savunmacılardan biri olduğunu düşünüyorum. Zaten o sayede, 3-5-2’nin sol kanadı için idealdir, her işi gören mutfak robotu. Hatta, arkasında bir savunmacı tertibatıyla ve tabii özel taktik çalışmayla, icabında (eski tabirle) sol açığa doğru evriltilebileceğini bile düşünüyorum. (Bunun doğrusunu, şüphesiz Özhan bilecektir.) Doğrudan asist niteliğinde ortalar “kesebildiğini” biliyoruz. Geçen sene Antep deplasmanında Serdar Gürler’e ortasını hatırlayın, bu sezon Kayseri maçında topu rakipten söküp alıp Jailton’a yaptığı müthiş ortayı hatırlayın. Bunların yegâne örnekler olmadığını biliyorsunuz, Uğur’un böyle bir mahareti var. Keşke daha geliştirse. Şutu da vardır – bence uzak menzilli şutu da ara sıra deneyebilir. (Kötü denemelerini de gördük, ama iki sezon önce İstanbul’da Beşiktaş üst direğinde patlayan topu da unutmayın.)

Bütün bunlar kadar önemlisi, elbette, onun altyapımız mahsulü olması, Gençlerbirliği’nde yetişmiş olması, “bizim” Uğur’umuz olması. Tıpkı Ahmet Oğuz gibi. Sıkma programında çalışan çamaşır makinesi gibi dönen şu transfer karambolünde, en ifrit olduğumuz zamanlarda bile takımla özdeşleşmemizi sağlayan nedir? Bu çocuklardır! Zaten Uğur’a kızıp duranlar da, “bizim adamımız” olduğu için ona başkalarına kızdıklarından çok daha fazla kızıyorlar, değil mi? Ben de diyorum ki, kızarken sevmeyi unutmayınız!
Uğur’un alamet-i farikalarından biri, beyaz fanilasını formanın altından sarkıtması. Klasik çubukluyla oynarken, o beyaz fanilanın etekleri, sanki belinde beyaz bir kuşak varmış gibi görünüyor. Bakın bunu sevmiyorum.

Dediğim gibi, bilmediğiniz bir şey söylemiyorum. Seviyorum işte!

10 Likes

Eline sağlık Tanılcığım, ne güzel yazmışsın. Ben de Uğur, Ahmet, Taha, Mert, Rahmetullah gibi altyapıdan çıkan futbolcularımızı seviyor ve kendilerini daha çok geliştirmelerini istiyorum. Taraftarlarımızın da altyapıdan çıkan futbolcularımıza karşı (özellikle yapılan hatalarda) daha toleranslı olması gerektiğini düşünüyorum. Kulübümüz altyapısından yetişen ve liglerde oynayan birçok futbolcu var. Bu da bize gurur veriyor.

Şimdi bu güzel yazı vesilesiyle takımımız ve altyapımız konusunda düşüncelerini açıklamaları için forum üyesi arkadaşlarımızı sahneye davet ediyorum. :slight_smile:

Uğur’un futbol becerileri ile sahadaki varlığını ayırmak gerekiyor. Becerileri, iyi yaptıkları, yapamadıkları; hepsini alt alta topladığımızda orta-üst seviyede, süper lig seviyesi için iyi sayılabilecek bir oyuncu ortaya çıkıyor.

Ancak bence sahadaki varlığı, takımı sahipleniş biçimi, ortaya koyduğu çaba “world class” ve paha biçilemez. Ahmet Oğuz ile Uğur, her maçta kendilerini parçalayarak oynuyorlar. Hem sahadaki arkadaşlarını ateşlemek adına çok önemli bir referans oluyorlar, hem de bu çabaları sayesinde, becerilerinin çok çok üstünde bir fayda sağlıyorlar. Ne olursa olsun sahada olması gereken bir oyuncu Uğur… Hem de bizim ürünümüz, oh ne güzel!

3 Likes

Tanılcığım, öncelikle kalemine sağlık, Uğur, sahip çıkmamızı hak eden bir oyuncumuz. Tıpkı diğer altyapıdan yetişenler gibi. Zamanında Soner’e, İrfan Can’a, başbakan Ramazan’a gösterdiğimiz “abartılı” sevgi ve övgüyü bu gün Ahmet, Uğur, Taha, Mert ve Rahmi de hak ediyor. Malum sebeple…

Uğur’a maç içinde kızıyoruz ama bence bu kızmalarımız anlık. Maç bitince geçti, gitti oluyor. İşte bu anlık kızmalarımızın da sebebi var. Diğer bir anlatımla sor bakalım niye kızıyoruz? Belki çok şey bekliyoruz, en azından daha iyisini yapabilecek potansiyeli görüyoruz ondandır. Bizi böyle düşünmeye iten sebebi bizzat Uğur yaratıyor.
Standardı yok, bir iyi bir kötü hareketi 1 maç değil 1 dakika arayla yapıyor. Defans oyuncusunun kaderi bu göze batıyor. En iyi ihtimalle pozisyon veriyor, kötüsünde ise gol yiyoruz.

Uğur’dan önce sol bekimiz Tosic idi ve biz onu da yerden yere vuruyorduk. Ne zaman Beşiktaş’a gitti Tosic kıymete bindi. Belki Uğur da hak ettiği (bir çoğumuza göre zaten ediyor da) takdiri sezon sonu başka bir takıma transfer olduğunda görecek. Umarım öyle olmaz ve biz Uğur’u hem döver hemi de sevmeye devam ederiz.

1 Like

Tanıl bey yazınız tam benim düşüncem gibi kızıyoruz, bağırıyoruz ama biz bu çocukları seviyoruz. Trabzon maçında maratondan maçı izlemeyemi çalıştık yoksa yanımızda bir Uğur fobisi edinmiş bir adamla ilk yarıyı mücadele ederekmi geçirdik bir türlü ilk yarıdan bir şey anlamadık sonunda adamı yanımızdan yollayacak şekilde bir iki laf söyleyince biraz hoş olmadı ama adamı biraz bozmuş olduk bu sayede ikinci yarıyı çok daha rahat ve güzel seyrettik. Trübünde bizim futbolcumuza hakaret düzeyinde bir eleştiri gelince tahammül edemiyoruz ne derece başarılı oluyoruz bilmiyorum ama kaptanlarımızı korumaya çalışıyoruz.

1 Like

Bir maça gelemedim. Şimdi görüyorum da Uğur lobisi iş başında. :grinning:
:grinning::grinning::grinning::grinning:
Şahsen gerçekten Uğur’a çok kızıyorum.
2 müspet hareketin üzerine 3. yü koyamıyor maç içerisinde.
Zamanında Petro’ya Özgür’e ne kadar kızıyorsam o kadar ne eksik ne de fazla.

Forumda yazmak çok güzel,
Hareket katmış olan nedeniyle Çok Teşekkürler @tanilbora abi.
Bu arada benim tek kırmızı çizgim siyahın yanındaki :sunglasses:

1 Like

Polatlılı bunu beğendi. Evet arkadaşlar, Ümit’in de dediği gibi: “Forumda yazmak çok güzel.” :slight_smile:

Kesinlikle katılıyorum. Bu, şu zamana kadar neden hic üstüne basılmayan bir nokta! Anlamış değilim. Uğur’un ileri deparlarını çok seviyorum. Orantılı ve topu açmadan estetik bir çıkışı var. Tosic varken bazen orta sahanın solunda oynardı. O zaman yaptıkları ikili oyunlari izlemek benim içimin yaglarini eritiyordu. Rizespor a bu organizasyonla atılan çok güzel bir golümüz var.

1 Like

Gökhan Gönül’ü elden kaçırdınız; Soner’i, İrfan Can’ı sattınız; Ramazan’ı gönderdiniz; Muğdat’ı görmediniz. Uğur’u yedirmeyiz! :slight_smile:

2 Likes

Bu hafta özellikle takip ettim.
Hem Ahmet Oğuz hem de Uğur Çiftçi takımın görülmez kahramanları ve Başakşehirden alınan 1 puanda büyük emekleri var.
:clap::clap::clap:

2 Likes

Başka takımların maçlarını izlerken zaman zaman bizim takımdaki oyuncular ile izlediğim maçtaki oyuncuları kıyaslama alışkanlığı oluştu bende. Geçen gün BJK-FB maçını izlerken Caner’i görünce Uğur geldi gözümün önüne. Caner’in sevimsizliği ve iticiliği malum ancak oyun kalitesine bakınca Uğur’u daha çok beğendim. Tamam, Caner yaşlandı ve eski gücünde olmayabilir ama bizde de Uğur, kim ne derse desin gelişmeye devam ediyor. Hemen hemen her maçta artık golü veya asisti var. Defans yönü hala aynı olabilir ama artık daha bir cesur çıkışları var ileriye. Biraz daha hızlı karar verebilme yeteneği olsa hiç tutulmaz…

2 Likes

uğur iyi hoş ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim: dün alanyaspor maçında ikinci yarının ortalarında stoper pozisyonundaki alper’in, soldan bir hücuma çıkışı var, topu da çevirdi ama uyanık bir forvet kale içine koşmadığı için top kale çizgisini yalayıp dışarı gitti. işte uğur’un en büyük eksiği bu, alper’in bu yaptığını her maç en az iki kez denemeli…

1 Like

Ben mi yanılıyorum, yoksa Uğur BJK maçının ilk yarısında sahiden beyaz fanilayı şortun içine mi sokmuştu? (Golden sonra yine dışarı çıkarttı galiba.) Biliyorsunuz, benim Uğur’la ilgili tek ciddi şikayetim bu… o bakımdan sordum.

1 Like

Maçın heyecanı ile dikkatimden kaçmış Tanılcığım. Maç sonu fotolarına bakınca beyaz fanila yine dışarıda.
Biliyorsun bizim kaptan sıkıntılı çocuktur, Yaptıysa da affet abisi, Akhisar maçında 2 asist ile tribünde bizleri çılgına çevirince konu önemsiz bir detay haline gelir.

1 Like

Ben hem Uğur’a hemde Ahmet Oğuz’ a yaptıkları hatalardan dolayı değil kendilerini geliştirmemelerinden (geliştirememelerinden değil) dolayı çok kızıyorum. Bu iki oyuncumuzda da tanrı vergisi fizik kondisyon, yetenek ve hırs var. Ama oldukları yerde sayıyorlar, her ikisi de bir türlü hamle zamanlamasını, pozisyon almayı, gereksiz işler yapmamayı öğrenemedi. Halbuki bunlar için yetenek gerekmiyor, biraz akıl biraz öğrenmeye çalışmak yeterli.

2 Likes

Bu da onun alamet-i farikası olmadı mı ama be! :smiley:

Öyle paldır palas değil de, formanın altından milimetrelerce taşıyor olması, yakışıyor sanki

1 Like

Tanıdıklarım arasında Uğur’u yakından tanıyan, içinden bu sayfaya girip Uğur hakkında Tanıl Abi’yi uyarmak isteyen birileri var. Demeden geçmek olmaz. Bu arada gemiyi ilk terk edecek oyuncu olacağını düşünüyorum. Zaten dört maç sonra sözleşmesi sona eriyor.

İşittim bazı şeyler…
Ummak istediğim, görmek istediğim gibi olmadığını anlıyorum.
Taraftar dediğin romantize eder zaten. Varlık sebebi budur.
Ama içinde bulunduğumuz berbat halde, ölçüyü iyice kaçırabiliyor, romantize etmenin dibine vurabiliyoruz.
Özeleştirimi yapıyorum.

4 Likes