Engin Kocabıyık: "Kesinlikle Ali Ekber Düzgün’ü savunmak için yazmıyorum. Sonuçta onun da bulunduğu bir dönemde alındı Niang.
Niang’ı ısrarla isteyen kişi Popa ve Leo’yu da gönderen Hüseyin Eroğlu. Eroğlu’nun arası yönetimle iyi olduğu için sportif direktörü aşması zor olmuyor."
İşte transfer hatalarındaki kilit cümleler… Hocanın arası yönetimle iyi olduğu için sportif direktörü aşması zor olmuyor. Oysa tam tersi olması lazım. Avrupa futbolunda; teknik direktörü göreve getirmek, görevden almak, ilişkileri yürütmek, futbolcuları transfer etmek sportif direktörün işidir. Sportif direktör, hoca ve futbolcuların patronu ve işvereni konumundadır. Yönetim güvendiği, çalışkan, tecrübeli ve çok iyi bir sportif direktöre futbolu teslim eder ve futbolu teknik direktör değil sportif direktör yönetir. Leo ve Popa’yı istemeyip gönderen, Onyekuru ve Niang’ı ısrarla isteyip aldıran Hüseyin Eroğlu şimdi nerede? İşi bitti, parasını aldı ve gitti. Biz de Niang ve Onyekuru gibi çöplerle başbaşa kaldık. Yönetim hiç olmazsa bundan sonra rasyonel davranmalı…
ben ali ekber hocanın futbolu bildiğini ve camia’yı çok daha iyi anladığını (hem manevi hem maddi) düşünüyorum. o ilk transferler -özelikle savunma hattı- kendi işiydi. genellikle de başarılı oldu. sonra ne olduysa hüseyin eroğlu her gün mikrofonların önüne çıkıp transfer de transfer isterim dedi. belliydi yani ekber hocanın arka plana atıldığı. kendisine o dönemde getirdiğim eleştiri, daha ucuz transferler ve kadro planlaması üzerineydi. ancak gene o dönem dediğim gibi transferler iyi ve ekonomisi güçlü olan, 2-3 senelik planlanan bir takım içinse yeterli olduğunu söylemiştim. yani ekber hoca ekonomisi iyi olan bir takıma gitse çok büyük işler başarırdı. bizim öyle bir durumumuz yok. şimdi durumu iyice kavramıştır. zaten metin hoca var artık.
Ali Ekber Hocanın ilk yaptığı transferler gerçekten nokta atışı oldu. Ancak onyekuru ve Niang transferinde büyük bir hata yapıldığı açık. Bu adamlar daha önce de Adana Demirspor’da oynadı, bu bile bir veri. AdanaDemirspor’un son dönemde nasıl bir menajer yuvası olduğu belliydi. Oraya gelmiş ve verimli olmamış oyunculara burada şans vermek yerine, genç oyuncularla ucuza mal olacak riskler alınabilirdi. Bir de Amilton gibi verim alınan bir oyuncunun, onunla beraber yine verim alınan Mikail ve Popanın kalmasını sağlaması gerekirdi. Ayrıca kalede Erhan gibi üst düzey bir oyuncu varken, alınan diğer kalecinin ya Erhan’a yedek olacak maliyette ve nitelikte ya da Erhan’dan çok daha üst düzey bir kaleci olması gerekirdi. Sadece gelenler üzerinden değil gidenler üzerinden de bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Transfer döneminin en heyecan verici transferleri Diabete ve Martor’un transferiydi.
Bugün attığı golle Süper Lig gol krallığında 22 golle Onuachu’yu yakalayan Başakşehirli Eldar Şahmuradov’un istatistiklerine bakıyorum…
Bu yıl, takımının oynadığı 34 Süper Lig, 4 Türkiye Kupası ve 6 Konferans Ligi eleme maçının tamamında sahada yer almış…
Süper Lig’deki 34 ve Türkiye Kupası’ndaki 4 maçın tamamında sahaya ilk 11’de çıkmış…
Süper Lig’deki 34 maç içinde en az aldığı süre 70 dakika olmuş, 22 maçta ise 90 dakikayı tamamlamış…
Her birisinde en az 70 dakika oynadığı bu 34 Süper Lig maçında toplam kaç kart görmüş? SIFIR!
Muazzam bir iş ahlakı, helal olsun. Tıpkı 2024 Olimpiyatları’nda olduğu gibi 2026 Dünya Kupası’nda da Özbekistan millî formasının hakkını vereceğine eminim…
Roma’dan kiralık olarak 10 Temmuz’da katılmış Başakşehir’e, bizim yönetim gibi transferin son günü panikle saçma sapan işler yapmamış adamlar. Biz niye böyle nokta atışı transfer yapamıyoruz diye hayıflanmamak elde değil
cagliariden beri severim kendisini. oynadığı dönemin cagliarisi de nefis bir takımdı. son zamanlarda en sevdiğim takımlardan biri o 23/24 cagliarisiydi. uzun zamandır bir takımdan bu kadar keyif almamıştım.
34 maçı 9 galibiyet, 7 beraberlik, 18 mağlubiyet ile 34 puanla 14. sırada kapattık; 36 gol attık, 47 gol yedik…
Aldığımız 34 puanın sadece beşini küme düşen takımlardan aldık, onlara ise 11 puan verdik…
Sadece Trabzonspor’u iki maçta da yendik, attığımız 36 golün yedisini onlara attık…
Sadece Kasımpaşa’dan iki maçta dört puan aldık, onlara da üç gol attık…
Türkiye Kupası’nda oynadığımız 7 maçın ise 5’ini kazandık, 1’inde berabere kaldık ve 1’ini kaybederek yarı finalde elendik; ne yazık ki finale yükselemedik…
Toplam 41 resmî maçın 14’ünde kazanarak, 8’inde berabere kalarak, 19’unda ise yenilerek sezonu tamamladık…
Koita’nın zorunlu satın alma opsiyonu devreye girecekmiş. Bonservis bedeli 1,6milyon Euro, 2026 ve 2027’de taksitler halinde ödenecekmiş. Sözleşmesi ise 2 yıl daha devam edecekmiş.
Bizim için iyi mi, kötü mü? Ben şahsen tereddütte kaldım. Ödeyeceğimiz 1,6 milyon Euro, standartlarımızın çok çok üzerinde bir rakam ve çok yüksek bir maliyet unsuru… Bu rakamın üzerinde bir bedelle talibi çıkar mı? Bizde oynarsa bu bonservis bedelinin ve alacağı ücretin hakkını verebilir mi? İşin doğrusu pek emin değilim. İnşallah iyi bir bonservis bedeli kazanırız. O zaman çok seviniriz tabii.
Bu arada Gökhan Akkan, Onyekuru ve Niang’ın yüksek maliyetlerinden nasıl kurtulacağız? Bu da çok önemli bir sorun… İnşallah iyi sonuçlanır.
Yeniden 19 Mayıs Stadyumu’na kavuşacağız, çocukken gençken çok gittik, hayatımı biraz düzene sokup toparlayınca Ankara’ya geleceğim yeniden. Resmî adını birisi değiştirmek istese de orası her zaman 19 Mayıs Stadyumu olacak…
Bu sezonun ilginç bir istatistiği de şu: Ligi 5-18 bitirenler arasında Samsunspor ile birlikte ligin tepesindeki dört takımdan en çok puan (9 puan) alan iki takımdan biriyiz, ligi 1-14 bitirenler arasında ise tek başımıza ligin dibindeki dört takımdan en az puan (8 puan) alan takımız.
Dolayısıyla, ligi 5-14 bitirenler arasında ligin en tepesindeki dört takımdan aldığı puan ligin dibindeki dört takımdan aldığı puandan daha yüksek olan tek takımız. Bu tuhaf sezonu böyle ilginç bir istatistikle tamamladık…
Konyaspor’un ve Samsunspor’un 15 bini, Antalyaspor’un 10 bini ve Başakşehir’in 5-6 bini yakalayamamasına ve Kayserispor’un 10 bini yakalamasına şaşırdım…
Ligin dokuzuncu haftasında 16. sırada bulunan, 12. haftasında yendiğimiz ve 13. haftasını 13. sırada tamamlayan Başakşehir FK, ligi beşinci bitirdi ve Trabzonspor’un Türkiye Kupası’nı kazanmasıyla da Konferans Ligi’ne katılım hakkı elde etti…
Biz de birkaç sezon sonra ya kupayı kazanarak Avrupa Ligi’ne ya da ligi ilk beşte bitirerek Konferans Ligi’ne katılmayı başarabiliriz…