çünkü bize hep şunu söylediler:
topu rakibe bırak oynasın, nasıl olsa beceremeyecek, sen de kapar hızlı hücuma çıkarsın..
bakın yine karşımıza çıktı hızlı hücum.. konratak değil, hızlı hücum..
çünkü onlar oyunu 30m.ye kadar sıkıştırdılar.. 30m.de basketbol gibi hızlı oynuyorlar.. biz niye dedik her iki yarı sahada birer orta hakem olmalı diye.. adamlar uzak kalıyo görmüyormusunuz?.
takımımız içinde bu yüzden söylemiştik “ne yapıyorsan biraz hızlı yap” diye..
oyun çok hızlandı çookkk.. biz bira hızlı oynadığımızda durup aklımızın bize yetişmesini bekliyoruz..
onlar eskidendi..
oyunu rakip 18’e ve çevresine sıkıştıran ve kaybettiği topu yeniden geri kazanmayı 4sn.ye indiren takımlar aradan kaçırdıklarını ise “geriye hızlı koşu atarak” ve o uzun mesafede yeterince hamle fırsatı bularak durumu kurtarabiliyorlar..
tırnak içindeki tümce ersun yanala ait.. 2002 yılında o sokmuştu futbol literatürüne bu tip felsefi kelimeleri..
ersun yanal demişken; abdullah avcı onun çok adi bir taklididir.. futbol değil, felsefe ve düşünce kitaplarından bi şeyler cımbızlayıp; okuma alışkanlığı olmayan bizlere sunup geçinirler..
fatih terim vecize yumurtlar, abdullah avcı felsefe yapar.. akut kocamanın ne dediğini anlamıyos. ismail boş boş bakar.. okan ise hiçbir zaman teknik direktör olamadı, hala kendini futbolcu zannediyor.. kenarda maymun gibi zıp zıp zıpladını sadece bir kişi mi görüyor?..
pisikolojik futbol yoktur, düşünsel futbol da..
futbol fakirlerin oyunudur, dayanışmayla, hep birlikte hareket etmeyle, çeteleşmeyle istediklerini elde ederler.. 24 kişinin arasından seçtiğin 11 insanla oynanır. onları yeteneklerine göre iyi hazırlar, iyi sevk ve idare edersen büyük ihtimalle olur..
başka şeylerde gerekir tabii..
arjantin itile kakıla geldi buralara. patmaları doğaldı. ürdün-cezayir-yeşil burun-mısır ve tuchel’in ilkokul terk ve ne yaptığını bilmeyen bir anlayışla oynattığı ingiltere yoktu karşılarında. messi de ürdün cezayir olmadığı için şov yapamadı, 6 pas içinde 7 18 içinde 11 oyuncunun dizilmediği bir takıma orta açamadı :d
yukarda dediklerinizin bir kısmına katılıyorum. defansif futbolu ben de sevmem. 3-4 oyunu oynayabilmelisiniz. (bunu yapamasa da deneyen bir tek fransa vardı.) ana taktiklerinin geçiş + kontra olması da fena değildi açıkcası. eğer diğerlerini yapabiliyorsanız, tipik gömülme ya da defansta top çevirme yapmıyorsanız bu futbolun en ilkel oyun taktiklerinden biridir. ve her zaman iyidir.
psikolojik futbol yoktur demişsiniz. futbol değil, yaşamın neredeyse %70-80 i psikolojidir. bu futbolla alakalı bir şey değildir. yaşam ile alakalıdır. o kızdığınız insanlar oyunu mekanikleştirmeye çalışan insanlar (ki bilmiyorum yazılarımı takip ettiniz mi bu mekanizm’e türkiyede belki de dünyada -ben görmediğim için dünyada diyorum- ilk karşı çıkanlardanımdır) neyse bunlar başka konular. trans-humanizm’in futbola yansıması epl ve işte bu mekanik futboldur. ruhsuz ve doğadan uzak bir futboldur. bu nedenle hisler, duygular, kan, gözyaşı sevinç, basınç, uçuş..vs artık doğadan ne eklerseniz ekleyin, bunların olduğu şey gerçek futboldur.
ayrıca keşke felsefe yapan ve hatta dahi felsefeyi yalandan cımbızlayan insanlar olsa da bunları futbolla harmanlasa. onlar bile yok. ben görmedim. varsa söyleyin bakayım :d bu da bir ilerlemedir. he işin psikolojik yanına kaymaya başlayanlar oldu artık buna çok sevindim. tabii artık egolu konuşmam gwerektiğini anladığım için biraz öyle konuşcam ama farkına vararak konuşcam biz bu işin üniversitesini yazdık :d bakalım bu gerçeğe gelmeye başlasınlar bu da bir ilerlemedir. tıpkı modern futbol, futbol ekonomisi, futbol topluluğu, tribünler, arka planda dönenler, fifa, altyapılar, kadro mimarisi (14-15 yıl önce mühendislik derdim :d) gibi. bunların çok ince detayları ince detaylarının bile 10-20 dalı var. gerekirse bunlara tekrar gireriz.
gazla mazotla bir yere kadar. çünkü onlar biter, yolda kalırsınız. final maçında veya kümede kalma maçında kimsenin psikolojisinin bozulup mazotsuz kalmasını istemem.. travma uzun yıllar geçmiyor çünkü..
onun yerine top tekniği yüksek, futbola aç, ciğerli, sert uşakları tercih edelim derim ben.. bu tip adamlar düştüğü yerden kalkmasını da bilir.. diğerlerinden futbolcu diye bahsetmeyelim isterseniz..
bir büyüğümüz demişti: hasan almaz basan alır. diye..
hasan burada messi yemeğe başlamadan çatala dokunmayan, messi sahaya çıkmadan çimlere yönelmeyen, messi yemin için ortaya çağırdığında geç kalmayan arjantinliler oluyor.. basanı da; hemde bunu 120dk.ya çıkaranı da hepimiz gördük..
3.lük maçından sonra ingiliz basınında tek cümlelik yorum:
teknik direktörümüz arjantin maçında yaptığı hatayı yapmadı. öne geçtikten sonra takımı erkenden geri çekmedi ve oynamaya iştahlı oyuncularla maçı tamamladı.. demiş..
yoruma dikiz. adam bir cahilin peşine takılıp gitmenin koca bir 4 yıla mal olduğunu ne kadar güzel özetlemiş..
hocam psikolojiyi, doğayı ve insanı ve hatta evreni araştırmanızı öneririm. hiçbirinin gazla mazot ile alakası yok. dediklerimin bunlarla akalası yok yani. siz çok yanlış yerinden almışsınız. geri kalan kısmı da bu yanlış anlamadan alıp yazmışsınız.
(ek: mesela işin psikoloji yönü şu an futbola çok girmedi, yakında girmesi gerekir ancak modern futbol bunu engelleyecektir. burada işin psikolojik yönünü görebilen insanlara bir önerim “psikoloji bilimi” ne kanmamaları. o da modernliğin sentetik versiyonunu getirir. yani psikoloji başlı başına psikolojidir. bilim soslu olanı değil)
bi de aklıma takıldı, ben modern futbolu sevmem, defansif futbolu hiç sevmem “defansif oynamıyoruz işte 2. bölgedeyiz” diye yalandan atak yapıyormuş gibi yapan ama sadece pas yapan takımları da sevmem. ve bu modern futbola karşı ilk söz eden kişilerden biri zaten benim :d iyi günler dilerim.
psikolojiyle ülkeler kurar, ülkeler devirirsin, dahada ileri gidelim dünyaya hükmeder, ilahlar yaratır veya yerin dibine sokar, devrimler yapar düzen değiştirirsin.. söyleyeceğin başka bir şey varsa dinlerim..
ama futbol oynayamazsın.. maçtan önce içinde futbol psikolojisinin, futbol felsefesinin de yer aldığı tüm beklentiler konuşur, ama hakemin düdüğü ile gerçekler ortaya çıkar..
sonuçta:
müsbet futbol bilimini ilke edinmiş barça, real ve atletico madridin yer aldığı ligden seçilmiş bir avrupa takımı, şark kafasıyla elele tutuşmuş, garip hareketler yapan, olmadık efsanelere inanmış bir grup insanı 4 yıl sonra görüşmek üzere evine yolladı..
:d hocam psikoloji derken yani teknik taktik yok kaliteli oyuncu yok sadece psikoloji var gibi anlamıyorsunuzdur diye düşünerek yazıyorum. çünkü içinde bulunduğumuz ya da benim içinde bulunduğumu sandığım muhabbet bu değil. neyse dediğim gibi bu işin hemen hemen her şeyde olduğu gibi %70-80’i psikolojidir. (mekaniklik hariç)(yani yaşamsal olan her şey için bu geçerlidir) şimdilik burada bu konuya ekleyebileceğim bir şey yok.
İspanya tüm maçlarda iyi oynayarak, takım oyunu oynayarak, hücumda ve savunmada çok dengeli oynayarak hakkıyla şampiyon oldu. Diğer favori takımlar pek bekleneni veremedi. Son derece tatsız, heyecansız, ruhsuz maçlar izledik.
necdet abi..
kupa ingilterenin hakkıymış.. korkak ve kişiliksiz hocalarının yarı final maçında arjantin karşısında öne geçtikten sonra takımı erken geri çekmesiyle neler kaybettiler.. artık 4 yıl bunu düşünsünler..
3.lük, 4.lük maçı sadece kupanın değil, son yılların belki de en güzel maçıydı..
Finali İspanya-İngiltere oynasaydı her şey daha farklı olabilirdi Mehmetçiğim. İngiltere’nin hocası kadro oluşturmada ve oyun anlayışında bu turnuva için çok yetersiz kaldı.