Transfer Beklentileri, Önerileri ve Haberleri


#102

Ataturk Lisesi mezunu Ilber Ortayli gecenlerde guzel bir sey ogretti bana, izlerken:“Hicbir tartisma kazanilmaz, sonunda galip gelen sevgidir , merhamettir”.

Ama sonucta galin gafali bi angara bebesiyim. Yazmazsam olmaz.

6 pound: 1989 yazmistim, 1984 sanmissiniz. Alan Smith’in attigi golle Arsenal’in Liverpool’u yendigi Highbury’deki maci 5 pounda, White Hart Lane’de 6 pounda izledim. FA cup finalini bilmem ama Wembley’deki ilk izledigim maca-Ingiltere/Cekoslavakya maci- 20 pound vermistim. Final biletleri de daha az olamazdi sanirim.

Taraftarlik- Genclerbirligi ve Cubukspor’a yurekten bagliyim, Agdam Karadag ve Tebriz Traktor desteklerim. Forest’a sevgim vardir. Londra takimi sevmem. Highbury Fields’de oturmustum, radikal solun ruhani merkezindeki insanlari biraz taniyayim diye, ona ragmen Arsenal’i hic desteklemedim.

Forma: Chapman dunku cocuk. Alin size Arsenal sitesinden bir bilgi:

In 1886, before the Club became professional, a small group of Nottingham Forest players, Fred Beardsley, Bill Parr and Charlie Bates, joined Dial Square FC, (the Club’s first name) and brought their old red kit along with them.

Working to a tight budget, the Club decided the most inexpensive way of acquiring a strip was to kit out the team in the same colour as the ex-Forest players. This original kit comprised a dark red shirt with long sleeves, a collar and three buttons down the front. The shirt was worn with white knee length shorts and heavy woollen socks with blue and white hoops. The goalkeeper wore the same attire apart from the shirt, which was a hand knitted cream woollen polo neck jumper.

It was this dark red kit that the team wore during their first season at Highbury in 1913/14. Beardsley, Parr and Bates’ generosity in providing shirts and inspiring the Club to play in red encouraged several other teams to follow Arsenal’s lead. One of the most famous examples is Sparta Prague whose president, Dr Petric, visited London in 1906. He returned home to Czechoslovakia after having watched Woolwich Arsenal and was so inspired by the kit that he demanded his team play in the same colours. Today, Sparta Prague continue to play in the same dark red kit, not dissimilar to Arsenal’s 2005/06 redcurrant.

En azindan Chapman gelene kadar ki 40 yil var. Zaten Chapman’da sece sece Not Forest a tam donecegi rengi secmis. Yine de Liverpool gibi sukran bilmez degiller. Arti bir puan topculara.

Bu konuda daha fazla yazmayacagim, gerek yok ve biraz kisisellesmeye dogru gidiyor. Yolunuz Surrey’e daha dogrusu Surrey/Ws Sussex/East Hampshire kosegenine duserse beklerim.

Guneyden selamlar,


#103

Ilber hocayla bir Istanbul Paris yolculugum var 30 sene onceydi…Ayni odayida paylasmistik Ljublianada.

Gidene kadar gulmekten kirildik onu biliyorum


#104

Burada hic birsey kisisele donmez. Burasi Alkara.


#105

Londra ekibinden önümüzdeki haftalarda, bir maçımız sonrasında bir canlı yayın istiyoruz. :wink:


#106

bildiğim kadarıyla irfan sözleşmesi bitmek üzereyken, bir sene sonra transferinde kolaylık sağlanması sözünü kulüpten alarak bizdeki sözleşmesini yeniledi ve biz de böylece irfandan bonservis kazanmış olduk. yani yazıya dökülmemiş bir iyi niyet anlaşması vardı kulüp ve irfan arasında. bu sebeple pek fiyat yükseltmedi kulüp.

ayrıca başlıkta Londra odaklı tartışmaların çıkış noktası olan oyuncu yetiştirip/parlatıp satma stratejisi için, oyuncunun dahil olduğu kurumsal yapının bir albenisinin olması lazım, ki böylece hem oyuncun ilk fırsatta değil, en iyi fırsatta gitmeyi düşünsün, hem de potansiyel alıcılara karşı pazarlıkta elin güçlü olsun. Bizim 90’ların sonu ve 2000’lerin başındaki bu anlamdaki başarımızda, kulübün sportif ve yönetimsel olarak geliştirdiği albeninin etkisi büyüktü. Aynı şekilde Bursaspor’un sattığı oyuncuların çoğunluğu, şampiyonluk/şampiyonlar ligi yıllarında vitrindeki bir takımda oynadıkları için gitmek için acele etmedikleri gibi, giderken de kulübün başarılarından dolayı fiyatlarını katladılar.

Sportif başarıya da gerek yok burada. Kurumsal kimlik yönetimi doğru yapılsa -Altınordu gibi-, doğru insanlarla çalışılsa, bu konuda kamuoyunda bir farkındalık yaratılsa her şey bambaşka olur. Ben potansiyeli olduğunu düşünen 13 yaşında bir çocuk olsam, kıdem tazminatında yırtmak için altyapı hocalarını yılda 11 ay çalıştıran, 1 ay sonra yeniden işe giriş yapan bir kulübe gitmektense, altyapı hocasına ne kadar değer verdiğini maddi-manevi olarak gösteren bir kulübe emanet ederim geleceğimi. Alıcı bir kulüp olsam da yine aynı durum söz konusu.

İyi insanlarla çalışmak lazım. Hoca farkını çok net gördük bir senede. İhtiyacımız olan -süper lige çıkacağımızı varsayıyorum- iş ahlakı olan insanlarla çalışma kararlılığı göstermek. Belki en az a takım hocası kadar para vereceğimiz bir hocayı altyapıya koordinatör yapmak… Oyuncu transferlerinde menajerlere olan bağımlılığı azaltacak scoutlarla çalışmak…

Her kurumun olduğu gibi, bu kulübün de bir kurumsal hedefi, mottosu olmalı. Ve atılan her altyapı ya da transfer adımının bu motto doğrultusunda olmalı. Yoksa tek gayesi hayatta kalmak olan bir kulübün, bu hayatta kalışı sadece kendi kişisel çıkarı için hedefleyen bir yönetici/çalışan grubu ile ileri gitmesi mümkün değil.

Şu kulübün basın/halkla ilişkiler/sosyal medya konularında son yıllarda yaptığı güzel işlere bakın ve bu güzel işlerin yüzde 95’inin kulübe hasbelkader girmiş güzel/iş ahlaklı/gençlerbirlikli bir adamın eseri olduğunu hatırlayın. diğer iş kollarında yapılacak iş de bu kadar basit. formülleri uzakta aramaya gerek yok.


#107

Kesinlikle her satirina katiliyorum Erdem kardesim.

Scout/Gozlemci olarak benim aklima uc kisi gelirdi hep: Ilki bugun kaybettigimiz rahmetli Metin Turel ki Istanbul amator kumelerdeki yetenekleri kesfedip ust liglere tasimasi ile maruf bir insandi-ayrica gorup gorebileceginiz en kibar insanlardan biriydi- , ikincisi Chelsea’nin yaklasik 8 milyon sterlin masrafla Tottenham’dan kopardigi Frank Arnesen, sonuncusu su anda Roma’da olan Monchi (Sevilla’da Monchi’yi 5 milyon Euro almadan birakmadi). Bu adamlarin kesfettigi-parlattigi adamlar vikipedide var, yazmayayim. Metin Turel icin ise onun basligina yazarim. Sadece soyleyecegim Monchi’nin Cengiz transferi. Adamlar “aaa, iyi bir oyuncu varmis, bakalim” yerine; sag kanatta oynayacak sol ayakli iyi oyuncu kim var diye baslayip, sonuca ulasiyorlar. Tesaduf yok. Ne der Amerikalilar: " Sans, hazirlikla firsatin karsilastigi kosebasidir". Hazirliginiz yoksa, firsatlar gelip gecer, siz de sanssizim der, durursunuz.

Benzer bir olayi klubumuzde Mosheu/Kona/Simunic-Khuse icin bizler yasamistik. Rahmetli baskan Guney Afrika’ya gitmis, milli takimin basindaki Palacios’a “seni takimin basina gecirecegim, bir kaleci, bir orta saha, bir golcu bul gel” demisti. Ucluden Simunic, stadda kahroldugum 4-3 luk Bursa macindan sonra (3-1 den verdik maci) gonderilip yerine Khuse gelmis, Istanbul takimlarinin Nartallo gibi adamlari transfer ettigi yerlerden , dogru adam sayesinde biz Kona’yi, Mosheu’ yu bulmustuk.

Motto konusuna gelirsek: Blackburn gibi bir mottomuz olsa nasil olurdu diye dusunmustum eskiden cokca . Adamlarin mottosu “arte et labore-yetenek/sanat ve cok calisma”. Cok guzel.Ben boyle bir motto bulamadim ama kendimce uluslararasi antika kitapcilar birliginin mottosundan esinlenerek uydurdugum bir sey var : “Amor iuvenia nos unit - Genclere olan sevgimiz bizi birlestirir” .

Sizin bahsettiginiz motto bu anlamda degildi ama Levent kirca deyimiyle " tam yerine denk geldi, pencere koyduk- ben de bunu yazmis bulundum"


#108

Ingilizcenin latinceyle olan gobek bagi ve Futbol kulturunun Turkiyedeki farkli yapisina ragmen motto olgusunu Turkiyede uygulasa kendisine yakisacak tek takim Genclerbirligi olurdu.

Guzel bir Motto olmus…Yonetime iletilse Logonun altina girilebilir. Baskan olsam iki kere dusunmezdim.

Bu arada Milli mac arasini firsat bilerek Ziya Adnan kardesim ve Oglumla bizde gelenek olmaya baslayan alt lig maclarina gitme keyfi bugun Southend United v Blackpool maci ile Roots Hall stadinda Ankarayi temsil etmemize vesile oldu.

Su an macin ikinci yarisi yeni basladi…Londrali olunca Southend United icin ses veriyoruz. Renkleri Lacivert Beyaz olunca dahada guzel tabi.

Roots Hall 60 yila yakin bir tarihi ile tipik bir Ingiliz stadi… Bunca yeni modern stadin icinde ozledigimi hissettim boyle stadlari.

Stadin zemini Yenikente nazire eder sekilde harika.


#109

Erdem eline sağlık. Tam da aynı şeyi düşünüyorum, şahane ifade etmişsin


#110

üç aşağı beş yukarı aynı düşünüyoruz.

yinede sadece “motto” ve “düzgün insanlar” ile çözülmez bu iş.

öncelikle akıl ve strateji gereklidir. dünya futbolu buna evrilmektedir. altınordu saydıklarınım çok ötesinde ve gelişmeye devam ediyor. çok yetenekli hocaları ve dünya çapında tesisleri var(daha yeni 3 saha daha eklediler) çocuklarım çalıştıkları aletler üst düzey. bizde bunlarım hiç biri yok. bilimsel olarak bakmıyoruz hem altyapıya hem spora. o yüzden motto ve iyi insanlar ile bi yere kadar gidebiliriz bazı durumlarda gidemeyiz.

IMG_20181118_020045

mesela yukarda bi strateji görüyoruz ki bu uyguladıkları stratejinin sadece bir kısmı.

biz bak bu iyi adam, bu işinin ehlidir diyerek ilerlektense bu işe bilimsel yaklaşmak zorundayız. mesele oyuncuda satmak değil, mesele doğruyu yapmaktır. doğru olan yola gitmektir.

altyapıya oyuncunum performans ve gelişimini katlayan o ekipmamlar alınmadıkça, oyuncuya ahlaki egitim verilmedikçe, oyuncuyu sistemin içine katmadıkça(ki ne kadar iyi hocan olursa olsun sistemin içinde olmayan çocuk hem gelişmez hem gitmek ister), onların gelişimini bilimsel olarak ele almadıkça, şans vermedikçe gelişmeyeceğiz. ayrıca senin değindiğin gibi kaliteli hocalarada ihtiyacımız bir amaç/motto muz gereklidir.

bakın altın ordu u21 ligine u19 takımıyla çıkıyor(ki çogu 19 yaşında bile değil) , u19 ligine u19b niteliğinde takımla çıkıyor. u21 liginde maç eksiği ile 4 puanla birinciler, bizim u21 takımımızıda yendiler. bir zamanlar altyapısı en sağlam(galatasaray ile birlikte) klüp olduğumuz için bu benim zoruma gitti. ki bu klüp daha 6 sene önce herşeyi sil baştan yarattı.bu durumun vehametini çok iyi açıklıyor.

altınordu gelişmeye devam edecek, yakından takip ediyorum u6’dan yetiştiriyorlarmış. daha altın jenerasyonlarının gelmesine 5-6 sene var. u9-11 arası yetiştirdikleride şu an canavar gibi.

sosyal medya yı hala daha iyi kulandığımızı düşünmüyorum. diğer takımların bazıları altliglerin maçlarını canlı yayınlarken, çogunluğu özetini yayınlıyor. u14 maçlarını koyanlar var. biz paf takımın maçlarını bile görsel heyrer ediyoruz açıkcası. bunu yapan ile yapmayam arasında ki, gençlere verilen değer oranını da ölçebilirsiniz.

irfan olayına gelince o ayrıntıyı bilmiyordum miktar ı geçsek bile gelecel satış payının %10 olması(son dönemlerde gençlerbirliğinden çıkan en yüksel potansiyel olduğunuda düşünürsek) çok komik kaçıyor. en az %20-30 arası olmalıydı.

ek olaral hocaları içimizden çıkarmalıyız. bi zamanların u19 hocası kademe ile a takımın başına geçmeli.
*
şimdi ki durumumuza gelince, hiç parlak görmüyorum. yetiştirğimiz topcuların kalitesini önemsemeyip geliştiremediğimiz gibi olası potansiyellere uzun süredir doğru düzgün şans vermedik, bu kafayla vermeyeceğiz. gelecek kadrosu/kadro mimarlığı yapmıyoruz. her sene sil baştan takılıyoruz. mevkilere oyuncu yetiştirmiyoruz, onları rotasyonla mevkilere monte edemiyoruz, getirdiğimiz adamlar senelik takılıyor. ben veteran oyuncu getirimine karşı değilim fakat bu oyuncuyu 3 senelik planla getirirsin. her mevkiyi ayrı ayrı masaya yatırırsın. şu an 2. lig için çok maliyetli kadromuz var, bu kumarda zar denize düşerse geçmiş olsun bize. 1.lige çıkarsak nasıl kadro kuracağımızı çok merak ediyorum. pişmemiş (2.ligde şans bulamayan) altyapı oyuncularını nasıl monte edeceğiz, ilgisizlikten yıpramam hacettepeden nasıl oyuncu çekeceğiz, en kritik soru bu plansızlık akılsızlık ve biten para ile o ligde nasıl kadro kuracağız, tekrar düşmeyeceğiz?

bu örneği tekrar vereceğim: 2 tane potansiyelli kalecimiz var. birisi 2 sene önce ülke basınına bile çıkmıştı. fakat bu iki sene içinde pilot takım da doğru düzgün oynamadı ne de bu sene kupa maçında oynadı. onun yerine 30 yaşında ki ikinci kalecimiz kupa maçlarına çıkıyor. fakat ama neden? hocamızın iyi niyetinden hiç süphem yok, yine de bu mantıkla gidecekse kendisini uzun vade de desteklemiyorum.

önceden dediğim gibi hangi ligde oynadığımızın bi önemi yok, eğer bir gün şampiyon olabileceğimizi görebileceğimiz(hatta o umut u eken tohum diyelim) yapılanma, strateji ve mantık ortaya konmamışsa. kısaca geleceğimiz kotarılmamışsa.


#111

#112

Yukaridaki uzunca analize katilmamak elde degil.

Bakin size topyekun buyumenin bir daha buyuk capta ornegini vereyim.

Benim taraftari oldugum Tottenham Hotspur un son 25 yili uzerine birseyler yazayim farkli gezegenlerde mucadele etselerde sonucta olayin capi degil onemli olan.

Cok basarili 1960 70 80 lerden sonra ekonomik sorunlar yasayan Tottenham bakin neler yapmis ne donemlerden gecmis.

1990 larda buyuk paralar harcanmis, iyi sayilacak bir antreman tesisine sahip olan kulup adini anmak istemesemde Campbell, Barmby, Carr, King, Crouch gibi isimleri yetistirmis ancak 4-5 kaliteli gencin 15yil gibi bir surede yetistirmek asla basari degildir aksine yetersizlige isarettir. Ozellikle bunlarin disindaki genclerin cogunlugu kariyerlerine alt liglerde Veya postaci, taksici, insaatci olarak yon vermisse bu dahada vahimdir.

Alt yapi yetersiz kalinca transferlerde Premier ligde sivrilmis iyi isim yapmis oyunculara buyuk paralar odemis Tottenham 90 larda kadrosundan Sherighamlar Klinsmann lar Popescular Keaneler Ginolalar derken buyuk isimlerde gecmis ama kibriti cakip alevini izlemekten oteye birsey koyulmamis ortaya. Medyanin sevgilisi olmus kulup cunku milyonlarca kahrolan taraftara haber satmak ile medyada ihya olmus.

2000 yilinda kulup 50 milyona simdiki sahibi ENIC sirketine satilmis ancak ilk 5 yilda takimin sisteminde bir degisim olmamis buyuk paralar ve basarisiz yillar.

Derken 2005 de ENIC Totrenhamin su anda dunyada en iyi olarak bilinen Antreman tesisleri ve Akademisini acmis. Geleneksel sistem şoka ugramis teknolijik bilimsel vs modern bir anlayisa yonelmisler. Ajax kardes kulup olunca ikili hoca ve altyapi anlasmalari yapmislar.

2007 den itibaren Tottenhamda gozle gorulur bir cikis baslamis kadroya daha iyi isimler daha kaliteli hocalar ile takviyeler yapilmis Arnesen ve Santini ile baslayan devrim Jol ile devam etmis takimin profili Berbatov Modric gibi isimlerle yukselise gecmis. Ardindan Bale

2012 ile 2015 de ise akademi ilk meyvelerini vermeye baslamis Tim Sherwood yonetiminde Rose ve Townsend ile baslayan yeni gurup Kane ile devam etmis ardindan Winks ile zirve yapmaya devam ediyor.

2019 da 850 milyon Sterlin maliyetli dunyanin en iyi stadi olarak simdiden oduller kazanan yeni 62500 kapasiteli stadlarina tasiniyorlar. Premier ligin taraftar rekorunu Wembleyde 2 kez kirmislar.

Bakin 17 yil once takimi 50 milyona satin alan ENIC bugun 2 milyar degerinde bir yatirimin sahibi su anda. Bu sadece ticari bir basari degil 90 larda ligde farkli sezomlarda kalmaktan son 2 macta kurtulmus Tottenham bugun Sampiyonlar liginin mudavimi ve Premier ligde yeri saglam denilen Arsenal Man United i geride birakmis. Son 10 sezonda herkesin sevgilisi Liverpoolun 8 Kere uzerinde ligi bitirmis. 3 Kere sampiyonluk kacirmis.

Gercekten yonetim olarak,sistem olarakta dogru stratejiler,dogru kararlar ve gelecege iyi yatirimla bakin nereden nereye gelinebiliyor.

Kaldiki Ingiliz liginde her takim buyuk paralar harcayabiliyor ve elit tabir edecegimiz kuluplerin arasina katilabilmek zor otesinde bir caba gerektiriyor.

Turkiyede bunu basarmak cok daha kolay.

Genclerbirligi artik satalim bu yil idare edelim kafasindan uzaklasmali. Bu anlayis cekirge misali bir iki derken ucuncude 1. Lige dusurur iste goruldugu gibi sonra bir zamanlar Genclerbirligi fotograflarina bakar ic cekeriz.

Hersey akilci planlarla , programli bir yonetimle altyapida basliyor ve bitiyor.Genclerbirliginde bu potansiyel var ama uygulayicisi yok.


#113

32 yaşında, sözleşmesi sene sonu biten adama 500 bin euro (hele bu ekonomi de) vermesinler. bi de ne kadae maaş alacağı belli değil. yapmayın artık söyle vizyonsuzluklar. afrikadan 2-3 tane genç yetenek getirirsin o paraya.


#114

kişisel görüşüm transfer konusunda hararetki olunmaması yönünde.
takımda müthiş bir uyum ve ahenk var.
bunun bozulmasından korkuyorum.
yukarda bir arkadaşım ingiltere liginden çok güzel bir örnekleme yapmıştı.
illa bir takviye olacaksa apartta bekletmeye forvet olabilir sakatlıklara karşı.


#115

Malesef şu anda alt yapı milli takımlarının hiçbirinde Gençlerbirliğinden futbolcu yok. çok değil 5 sene önce her yaş grubunda en az 2-3 oyuncumuz olurdu. Bu altyapı bu kadar kısa sürede nasıl bu hale geldi çözemiyorum.
Hazır 2 pilot takımımz var ayrıca futbolcu gelişimine katkı sağlayacak ama İrfandan sonra değeri olan bir futbolcuda çıkaramadık. Oysa bundan 3-5 sene önce süper ligde Gençlerbirliği kökenli pek çok futbolcu vardı.
Alt yapı olmadan Gençlerbirliği olmaz bence, transferden çok bizlerin ve takımı yönetenlerin altyapıya kafa yorması gerektiğini düşünüyorum.


#116

Her sezon İrfan Can gibi, Mert gibi bir ya da iki genç futbolcuyu ilk 11’de oynayacak şekilde takıma kazandırabilsek yeterli bence. Tabii bu biraz da genç futbolcularımızın elinde… En küçük ayrıntıların bile çok önemli olduğu zorlu bir lig mücadelesinde zamanı geldiğinde kendilerine verilen şansı çok iyi kullanmaları gerekiyor. Örneğin Mert bunu başardı. Darısı diğer gençlerimize…


#117

Beşiktaş’ın Ahmet Oğuz’u istediği yönündeki dedikodularla ilgili olarak sosyal medyada yazılan taraftar yorumlarına çok şaşırdım. Ahmet Oğuz giderse sevinçten göbek atacak taraftarlarımız var. Öyle ki neredeyse bir de üste para verecekler. Ahmet Oğuz bir süredir zaman zaman, hatta uzun zaman oynadığı oyuna kızsak da, söylensek de, kendisini eleştirsek de her şeyden önce altyapımızdan zar zor çıkartabildiğimiz, iyi bir teknik adamla iyi bir takımda çalıştığı takdirde yüksek potansiyeli olan ve bunu vaktiyle milli takıma da çağrılarak kanıtlayan değerli bir futbolcumuz. Uğur Çiftçi’nin sözleşmesini uzatmak istemediği bir dönemde, kendisi kulüp yönetimine başvurarak sözleşmesinin uzatılmasını talep etti ve sözleşmesi uzatıldı. Özellikle geçen sezon hepimizin bildiği, küme düşmemize de sebep olan olaylar sonucunda o günlerde büyük travma geçirdiğini, kimyasının bozulduğunu, kulübe ve takıma aidiyetinin zayıfladığını düşünüyorum. Ama geçen sezon hangimiz travma geçirmedi, hangimizin kimyası bozulmadı ki… Ahmet, yeni sezona da geçen sezonun olumsuz etkilerinden kurtulamamış bir ruh hali ile başladı. Ben neredeyim, benim yerim bu lig mi diyor gibi bir görüntü içindeydi. Bu da bence futbolunu olumsuz yönde etkiledi. Ancak zaman içerisinde Erkan hoca ve tecrübeli futbolcularımızın da katkısıyla takıma uyum sağladığını, yeniden takımın önemli bir parçası olduğunu görüyoruz. Zaman zaman hatalar yapsa da özellikle son maçlardaki etkili oyununu, rakip ceza sahalarında gol pozisyonuna girmemizi sağlayan korner kadar değerli uzun taç atışlarını, sonucu doğrudan etkileyen gol vuruşu ve paslarını göz ardı edemeyiz. Gazişehir maçını onun güzel frikik golüyle kazandık. Bu gol sadece üç puan almamızı değil, bir hafta sonra Adana Demirspor maçına da daha moralli, daha güvenli çıkmamızı sağladı. O maçta da Nadir’e verdiği mükemmel pasla üçüncü golün asistini yaptı. Nadir’in omzundaki fotoğrafın güzelliğini görmüyor musunuz arkadaşlar? Zaten takımımız da ritmini yeni buldu ve uzun zamandır beklediğimiz etkili futbolunu yeni ortaya koymaya başladı. Ahmet Oğuz da diğer futbolcularımız gibi büyük bir sabırla yaratılan bu güzel tablonun aktörlerinden birisi… Şu anda en güçlü ve verimli olduğu bir yaşta… Altyapımızdan yetişen, kulübe, takım arkadaşlarına ve taraftarlara herhangi bir saygısızlığı, kötü davranışı bulunmayan, takımın uyumunu bozmayan ve hatta takımın önemli parçalarından birisi olan futbolcu kardeşimiz Ahmet Oğuz’a sevgi ve saygıyla yaklaşmalıyız diye düşünüyorum.

Eksik ve zayıf olduğu düşünülen yerler için takımın uyumunu bozmayacak ve takımı güçlendirecek birkaç transfer tabii ki yapılabilir, bu da kulüp yönetimi ve teknik heyetin işidir. Ben şahsen öncelikle ikinci yarıda mümkün olduğunca takımın bozulmamasından yanayım. En iyi transfer, öncelikle takımı korumak ve iyi futbolcuları elde tutmaktır.


#118

Necdet Ağabey sana yüzde yüz katılıyorum bu konuda. İyi bir takım, iyi bir kulüp ortamı yaratıldığında her futbolcunun verimi artıyor. Ben ■■■■■■■■■ döneminde kötü performans veren hiç bir futbolcuyu suçlayamam. Bizim bile tribünde nasıl bir travma geçirdiğimizi düşünürsek, o adamla her gün antrenman yapan futbolcuların neler yaşamış olabileceği konusunda biraz empati yapabiliriz diye düşünüyorum.

Bence ikinci devrenin alt hedeflerinden biri de Süper Lig’e çıkarken takım iskeletini geliştirmek ve korumak olmalı. Devre arası transferleri bu gözetilerek yapılmalı. Mevcut kadroya bakınca ben durumu ümitvâr görüyorum.

Geri dörtlümüz bence Süper Lig seviyesinde. Oraya dokunmaya gerek yok. Orta sahamızda Yasin ve Sese’nin yanına pasa yatkın, Sese’yle aynı futbol dilini konuşabilecek bir oyuncu gerekiyor. Forvet hattımızda sadece Nadir’i Süper Lig seviyesinde görüyorum. Bence Nadir bize gösterdiklerinden çok daha fazlasını yapabilecek bir oyuncu. Gerçekten iyi bir fiziği ve bu fizikte nadir bulunan bir top tekniği var. Kanatta oynayabiliyor ve hemen her atakta ikinci bir santrafor gibi olabiliyor. Top saklayıp takımı hücuma çıkartabiliyor. Bu özelliklerde çok az oyuncu var. Eğer iyi bir sağ kanat oyuncusu ve sağlam bir santrafor alabilirsek Süper Lig’e sağlam bir 11’le başlarız.

Bu 11’i destekleyecek Rahmetullah, Bekir, Deniz Yılmaz, H. ibrahim, Canberk, Berat ve Matei var. Hacettepe’den gelebilecek oyuncular da mutlaka vardır. Tabi ki rotasyonumuzu güçlendirebilecek 2-3 oyuncu daha alırsak şahane olur. Bu konuda da 1. ligin potansiyelli oyuncularından uygun maliyetli oyuncular bulabileceğimizi düşünüyorum.


#119

ahmet oğuz iyi de oynasa kötü oynadı deniyor zaten, algı gibi üzerine yapışmış bu olay. ahmet oğuz çok beğendiğim beşiktaş, fenerbahçe, galatasaray da rahatlıkla oynayabilecek kalitede bi topcu. ayrıca karakteri düzgün.


#120

Yukarıdaki 2 konuda farklı düşünüyorum. Ahmet Oğuz fizik olarak çok güçlü, hücumda son derece verimli. İyi niyetinden de şüphem yok, çok kötü oynadığı Gazişehir maçında gölü attıktan sonra nasıl bir duygu boşalması olduğunu tribünde yakından gördüm yüzünde. Ama takımda oynadığı günden bu güne kadar geçen zamanda defansif zaaflarında gram değişme olmadı. Tıpkı Uğur Çiftçi gibi pozisyon bilgisi çok zayıf, ikili mücadelede topa giriş şekli sürekli topa hakim olmak yerine rakibi bozmak üzerine. Bu zaafları nedeniyle ya adamını kaçırıyor ya da gereksiz faul yapıyor. Üstelik top ayağında iken tercih hatası yaparak gereksiz riskleri fazlasıyla alıyor. Erkan hoca gibi eski bir sağbekte onu geliştiremezse para ediyorsa satalım bence.
Transfer konusunda ise takım Süper lige çıkarsa mutlaka 3-4 direk oynayabilecek oyuncu takviyesi şart. Yaşı itibariyle futbolcuların gelecek sezon çok daha düşük performansta olması büyük olasılık. Defansta bir alternatif stoper gerkiyor. Ortada Sesenyon son maça kadar iyi değildi ve yaşı itibarıyla gelecek sezon için ona güvenmek kumar oynamak olur, Selçuk zaten iyice yavaşladı. Yani 2 iyi orta saha şart. Forvettede bir düzgün santrafor birde vurup geçebilecek türde bir kanat oyuncusu gerekir. 2 sezondur bu özellikte oyuncumuz olmadığı için gol sıkıntısı çekiyoruz. Geçen sezon Serdar Gürler takımda olsa şimdi başka bir ligde oynuyor olurduk.


#121

Kabul döneminde tüm oyuncularımız düşüş yaşadı. Doğaldır ki Uğur ve Ahmet de bu olumsuz atmosferden paylarına düşeni aldı. Ama altyapı oyuncularımız olmaları nedeniyle (onlara gösterdiğimiz sabır ve toleransın bir karşılığı olarak belkide) bu iki oyuncumuzdan daha farklı bir duruş bekledik. Aksine hiç direnç göstermediler, üstüne üstlük boş vermiş bir tavır sergilediler.
Uğur gitti, Ahmet’e talip çıkmadı ve kaldı. Ama tüm bunlar geçtiğimiz sezonun konularıydı.

Şu anda kulüp, takım, taraftar üçgeninde her şey yolun gidiyor.(yolunda A.Ş. değil ama)
Yine doğal olarak geçen seneden takımda kalan bir çok oyuncumuzun performansında yükseliş var. Ahmet de giderek düzeliyor. Hırslı ve istekli futbolununu defansif anlamda pek geliştiremese de hücuma katkısını görmezden gelemeyiz.