Sohbet alanı

baki mercimek in açıklamasını okudum, gayet olumlu buldum. ukranya gibi gürcistan’a, balkan ülkelerine de bakmalarını öneririm. gözlemcilik ciddi bir iş olmasının yanında, zor, kaos vari bir şey değil. o ligleri gözlemcilik dışında bilen takip eden insanlarla iletişime geçip bir aile kurulması gerek bu konu da.

alt yapı kendisinin işi olmadığı için pek bahsetmemiş olabilir. U19 a transferler yapılması gerekiyor. iç gözlemcilik kendi işini de kapsıyor. yanı başımızda ki şehirlerden takımlar bu konu da bizi hayli geçti. altyapıya hem itibarı iade hem başarı gereklidir.

bana sorarsanız, a takımın başına gelecek kaygısı olarak bir şey gelmeyecekse - bu süreçte kasayı doldurma ve yatırımlar yapma şartıyla - ligden çıkmak 2-3 sene içinde önemli değil. daha doğrusu başarı olarak bakacağım ilk yer değil.

birileri çıkıp altyapıdan, altyapıda ki oyunculardan, hacettepeden konuşsun, etsin.

kulübğ kaos a sokmadan ufak ufak adımlarla da, geçmiş yönetimde neler oldu, kim naptı peşine düşülsün.

yönetime tavsiyem, özellikle uç takılan, bildiğini okuyan, kültür biziz ayakları yapan hiçbir oluşum ve gruba iyi görünmeye çalışmayın. kriterleriniz gerçeklerdir. sizi başarıya götürecek olan gelecek için ne yaptığınızdır. herkesi kabul edin fakat tekrar rica ediyorum, her kulüpte bir amaç için yaratılan suni taraftarları engelleyin. eğer bu süreç zorsa, işte o zaman taraftardan destek isteyin. taraftar bu gibi anlarda vardır. gerisi önemli değildir.

umarım başarılı olur, dediklerinizi yaparsınız. 1 sene sonra, dönüp birilerine 5-6 yıla uefa dayız, 10 seneye şampiyonluk yarışındayız, 15 seneye şampiyonuz diyebilelim.

transferler konusunda ise, karakterin çok önemli olduğunu mercimekte belirtmiş. ilk karaktere sonra yeteneğe bakılmalı. bizim gibi genç potansiyellerle ilerleyen bir kulüpte, kendi hırsı, egosu koyup, iç karartan yetenekler gelmesin. düşmemizin saha içi ana sebebi buydu. stancuyu takımda tutacaktınız. noldu bilmiyorum da, gitmemeliydi.

yönetim, eğer spor camiasında yükselmek istiyorsa, kapanan yan şubeleri açmaya çalışın. şube ekleyin. başarı budur. o tesisler kaynaşmalı. spor kokmalı. futbola odaklanmayın.

bunlar tavsiyemdir, çoğunu düşünmüşsünüzdür. eğer okunuyorsa yazmak istedim.

1 Beğeni

haberi kapatma cezasını yeni gördüm. bu konu içinde pek yorum yapmadan bir şeye değineceğim “hepiniz İstanbul çocuğusunuz” son derece ayrıştırıcı, nefret çatışma kutuplaştırma tohumu eken bir söylem. belirtmek istedim.

1 Beğeni

başkanımız maddi destek istemiş. öncelikle başkan’ı kişilik ve güven açısından iyi yönde görüyorum.

yönetim, hiçbi hevese kapılmadkapılmadan öncelikli olarak kulübün geleceğini düşünmelidir. yapılan transferler bana sorarsanız gereksizdi. lig de kalacağımız aşikardı. üst lige çıkmak önümüzdeki 2-3 sene için zaman kaybı olur. yapılan transferler yerine, gelecek vaad eden oyuncular getirilse, altyapıdaki oyuncular’a özel eğitimler verilse kısacası maddi kaynak buraya akıtılsa daha mantıklı hareket etmiş olurlardı. bursaspor iki senedir transfer yasağı nedeniyle, altyapı oyuncularıyla play off oynadı. eğer play off da doğranmasalardı belki üst lige çıkacaklardı. ve transfer yasağı kalkar kalkmaz ligden düşme potansiyeline sahio oldular. düşündünüz mü neden? bu çelişki bir gerçektir. peki neden?

eğer transfer yasağına rağmen, altyapısıyla ünlü bir takımı 2. Lig de tutamıyorsanız başarırızsınız demektir. bu sizden önce gelen talan ve yıkım düzenin payıyla olacaktır ancak sizin bu yönde bir çabanızı yani gelecek yönde içimizi rahatlatacak çabanızı büyük ölçekte görmek isteriz.

baki mercimeğin açıklamaları hoşuma gitmişti, ancak, transfer politikası içinde bulunduğumuz durum için yanlış olduğu kadar mütevazılığın içinde en ufak ihtiras bile olmayacak hareketler, eylemler, planlar gereklidir.

altyapı hocalarına önem verin. bursaspor altyapısıyla ligden çıkabilecek duruma geldiyse -ki çıkardı hakikaten doğradılar- altyapı kültürü (bu sistemedik değil, biraz sosyolojik biraz da şiirsel mi demeli?) nedeniyleydi.

altyapıda milli takımlara seçilen bir oyuncuyu takaslayacak kadar geleceksiz hareket etmeyin. oradam buradan hızlı, siyahi işte ne bileyim, ukranya o bh oyuncular getirmeyin. getircekseniz mümkünse 17- 19 yaş aralığında olsun. ve mümkünse alt takımlara da böyle transferler yapın. gözlemci ekibine neler yapıldı bilmiyorum. anadoluyu taramak gerektiği gibi, eldeki potansiyelleri değerlendirmek gerekir.

bakın 20 yaşındaki oyuncu olgunlaşmış olması gerekir. biz 20 yaşında yedek bekletiyoruz oyuncuları. diyorsanız yetersiz, yeterli olanı getirin ya da oldurun. saha da 20 yaşında en genç oyuncu olamaz, altyapıdan gücünü alan ya da almak isteyen bir takımda 20 yaşındaki oyuncu ortalama yaşta olmalı, olgunlaşmalı ki, 17 yaşındaki oyuncu rahatça oynayabilsin.

takımın kimyasına eğilin, çalışım. bu toplama taktikler tutmaz. tutmayacatır. kazara tutsa uzun vadeli olmayacaktır. diyorsanız bizi kötü günler bekler, uzun vadeli düşünmeye davet ediyorum sizi.

son olarak umarım, sizden önceki yönetimde yönetim dışımda kim ne yaptıysa bir gün hesabını sorarsınız. külüpler birliğinin kurucusu, türk futboluna büyük hizmetler etmiş, lige renk katmış, ve ilhan cavcav gibi bir figürün başkanlık yaptığı bu külübe yapılanlar hesapsız kalmamalı.

2 Beğeni

Ankara Gücü maçı öncesi Takım Antalya’da kampa girmiş.
Aksel de antrenmana çıkmış. Ankara Gücü maçına yetişmese bile iyi haber

1 Beğeni

Ankaragücü maçı olmadı da diyelim ki Altınordu maçı oldu, o da olumlu gardaşım. :blush:

Bu akşam Twitter’de yaptığım paylaşımı burada da paylaşayım.

"Sevgili Gençlerbirlikliler… 6 puanlık çok önemli maçlar oynayacağımız bu dönemde çok sıkıntılı bir durumdayız ve çok üzülüyoruz. Yeni yönetim geldiğinden beri özellikle sosyal medyada yayılan ve seri galibiyetler aldığımızda bile hız kesmeyen olumsuz hava hâlâ devam ediyor.

Yönetim, hoca ve futbolcuların yakından izledikleri sosyal medyadaki olumsuz hava camiayı kötü etkiliyor ve tüm enerjiyi alıp götürüyor. Taraftarlarca yerden yere vurulan, alay edilen ve aşağılanan yönetici, hoca ve futbolcuların moral olarak çöküp yılgınlığa uğraması kaçınılmaz.

Süper Ligden düştüğümüzde takım tamamen dağıldı ve neredeyse bütün futbolcular ayrıldı. Kalanlardan bazıları da fırsatını bulursa ayrılmak için can atıyor. Yeni yönetim çok ağır bir borç yükünün altına girdi ve büyük fedakârlıklarla geç de olsa yeni bir takım kurmaya çalıştı.

Süper Ligden düşen diğer üç takım, 2. Ligden çıkan üç takım ve ligdeki diğer takımların neredeyse tamamı korudukları iskelet kadrolarını transferlerle güçlendirdiler. Biz ise tamamen yeni bir takım kurmak zorunda kaldık. Bu takımla çok büyük zorluklar yaşayacağımız açıktı.

Transfer ettiğimiz futbolculardan Kerim ve Kerem Can ayrıldığı gibi bir de transfer yasağına maruz kaldık. Yine de ilk yarıda iki kez aldığımız seri galibiyetlerle 26 puana ulaşabildik. Zaman zaman ilk 6 için umutlansak da geldiğimiz noktada görüyoruz ki önceliğimiz ligde kalmak.

Ağır borç yükü ve transfer yasağına ek olarak, söylemeye dilim varmıyor ama bir de küme düşersek hiç istemediğimiz ve altından kalkamayacağımız kötü sonuçlarla karşılaşabiliriz. Elbette herkes istediğini yazmakta, yönetimi, hocayı ve futbolcuları istediği gibi eleştirmekte özgür.

Ancak rahmetli Süleyman Demirel’in de dediği gibi, “Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şu kritik günlerde” oynayacağımız 6 puanlık Altınordu, Samsun, Bolu, Balıkesir, Kocaeli maçları öncesinde bu olumsuz havayı biraz olsun dağıtmaya çalışmalıyız.

Değerli arkadaşlar, sevgili kardeşler… Yazdıklarıma katılmayabilir ve hatta kızabilirsiniz. Ama yine de benim görüşüm şudur ki; düne kadar zengin ve güçlüyken şimdi yoksul ve zayıf düşmüş bir camianın üyeleri olarak bu zorlu dönemde daha sakin ve pozitif olmalıyız. Sevgiler…"

3 Beğeni

alkaralar son yayınını yeni izleyorum yazmak istedim. arada biraz biraz izlerim neler dönüyor diye. sizinle aynı enerjideyim belki daha düşük enerjideyim külüp’ü kafa da tutma konusunda. hislerinizi anlıyorum. ben de genellikle basit bir o kadar da önemli konular hakkında gelip buraya yazmak dışında maçları bile izlemiyorum. bu konuları ara ara takip ediyor değişiklik olmuş mu diye bakıyorum.

sizi de eleştirirken (eleştirmek ne garip sözcük) bunların olacağı üzerine uyarmıştım. özellikle sosyal medya kulanımınız da hatalar vardı. karşı tarafı (ya da istenmeyen, olmaması gerekenleri) bir yerde büyüsine yol açtınız. ayrıca husumette oluştu. bunu sizi suçlayarak söylemiyorum. açıkcası anlatığınız enerji tüketiyor dediğiniz, tartışma konuları nelerdir bilmiyorum bile.

hani istanbul çocuğusunuz derken de, ne bileyim ankaragüclüler dostum değil diyenler varken de, taraftarın içine kümelenmiş kenelerin seviyesine inenler varken de. bunlar hataydı.

saygı ve belirli başlı konular dışında pek bi şey yapmamanız gerekirdi benim görüşüme göre. bir taraftar grubu nasıl yönetilir ya da temsil edilir bu benim işim değil, anlamam da, gözlemlerimi, fikrimi söyleyebilirim. fikrimden yola çıkarak siz daha net görürsünüz. çünkü icra eden sizsiniz, bilende.

külüp içinde, taraftarlar arasında, külüpler arası ve taraftarlar arası belirli başlı şeyler konusuna odaklanırsanız, çöp şeylerle uğraşmak yerine (insan duramıyor, cevap veresi geliyor anlıyorum) daha sağlıklı olur.

dünya ikilikle (her ne kadar denge’nin gerçek olduğuna inansam da malesef ikilik yapay bi şekilde aramızda) yönetiliyor. yaptığınız her şey karşılık buluyor ya, heh bunu beklemeyin bence. şu ortamda karşılık bulacağınız hep üzüleceğiniz şeyler olacaktır. yol değiştirmek gerekir.

meydanı bırakmak değil, bayrak dikmekle çözebilirsiniz. kimsenin dokunamayacağı, cesaret edemeyeceği bir bayrak. trol taraftar mı var (her külüpte var ne yazık ki) uğraşmayın, uğraşırsanız büyürler. o trollerin bir kaç başı var o kadar. gerisi sizin bizim gibi insan. takılmuşlar bir şeylerin peşine. bizim gibi. kendinize çekebilirseniz ne ala. büyütmeyin yeter. amaçları ksrgaşa ve kavga. karşılkk vermezseniz, kendilerini yerler. doğaları budur. çizgilerinize dayanırlarsa o zaman savunma yaparsınız. açık vermediğiniz sürece (bruce lee reyizi analım) onları kontrol altına aldığınız sürece (kimin ne olduğunu bilmek, hissetmek, tabii önce kendini) o savunma aslında atak olur. kendilerine yaparlar. hani sohbet eder gini yazıyorum da içimden geldi. neden bunları söylüyorum, yaptıklarınız da hatalar vardı o nedenle. bunları biliyorsunuzdur, yapamadığınız için anımsatmak istedim.

misal tribünde yer tartışması olmuştu, bilmiyorum durum nedir. son derece doğru bir kararla,kırmızı çizgi denebilecek bir şey yaptınız. tehtit edildiniz. kavga çıktımı bilmiyorum. olabilecekler ; kavga çıkması, tartışmalar, kötü enerji, güc savaşı. amaçlar; tribünü hakimiyet altına almak, sindirmek, kendini kabul ettirmek. gibi şeyler. şimdi siz bu konu da napıyorsunuz düşünmeniz gerek. benim gözlemim, direk dalaşa girdiniz. (Sosyal medya da) yapılacak en son şeydi. hareketiniz, eyleminiz ve düşüncelerinizi kabul ettirmeniz/ güçlendirmeniz önemliydi. algı ve kitleler üzerine konuşmak isterdim bu konu da. yaptığınız gürültüyle küçülmek olur. biri orada küfür ediyorsa, o enerjiyle tepki vermemeniz gerekir. mesela trol bir gruba girmiş ankaralı bir genç küfür ediyor. bu genç trollerin etkisiyle doğal trol olabilir ya da bi şeyin peşine takılmış bir genç olabilir. ilk seçenekte ona vereceğiniz tepki hesapsız olursa dönülmez düşman yaratmış karşı tarafı sıklaştırmış olursunuz, pek tepki vermemek, çizgiler konusunda uyarmak(ya da duruş) yeterlidir. ikinci seçenekte profil ise, insancıl olmak gereklidir. “kardeşim bak kız arkafaşım var” ya da düşünceni yansıtmak gibi. arkadaş olmak gibi. kimya ya da simya. ankaralıyız, aynı takımı tutuyoruz daha rahat kimyasına girebilirsiniz gibi. hani canlı görmek çok farklı, giyinişinden, tarzından, hsreketinden insanı tanırsın ya heh, insan simsarı olan kişilerin bu uyarıları, psikolojik durumları yönetmesi (kesinlikle atarlı, sinirlenen insanları konuşturmamanız gerekir) gerekir. bu bi örnekti. bi sürü sorun var. ve vardır. külüp içi, dışı. çoğundan haberim bile yok.

bunlabunları denemişsinizdir. yaptık diyebilirsiniz. demek ki gerçekten yapamamışsınız. size ankaragüclülerin trolleriyle ya da anksragüclülerle tartışırken, kanalınıza çıkan insanlsrın “ankaragücü benim dostum değildir” söylemleri olurken “ego tatmin ediyorsunuz” demiştim. ayrıca çok hatalıydı.

önce kendinizden başlayın. çekilip izlemek yerine, değişikliğe gitmeniz gerekmektedir. eğer kültür, tribün, külüp konuları sizin için önemli ve bir şeyler yapmak istiyorsanız.

size turgut uyarın çılgın hüzünlü şiirini gönderiyorum alkaralar.

ohoo, siz çok derinlere dalmışsınız yöneticiler filan. eee yani uğraşamazsınız böyle. sonuçta bi yaşamınız var.

1gönderiler yeni bir konuya bölündü: 2021 - 2022 Sezonu Muahsebesi

Merhabalar,
Ben dünya çapında tribün gruplarının stickerlarını toplayarak koleksiyon yapmaya çalışıyorum. Alkaralar ve Gençlerbirliği Cephe gruplarının stickerlarından arıyorum. Sayfaların sosyal medya hesaplarına mesaj attım ama herhangi bir geri dönüş alamadım. Bu konu hakkında yardımcı olabilir misiniz?

Buradan sticker koleksiyonumun parçalarını paylaştığım instagram hesabına ulaşabilirsiniz.

Foruma bu konu hakkında yardım istemek için kayıt oldum. Eğer forum kurallarını ihlal ettiysem veya yanlış bir şey yazdıysam kusuruma bakmayın.

Herkese iyi günler dilerim.

1 Beğeni

Hoş geldiniz. Bende birkaç tane Alkaralar stickeri vardı ama şimdi bulamadım. Fotoğraf olarak işinize yarar mı? Yararsa bulunca burada paylaşırım.

1 Beğeni

fotoğraftan kastınız tasarım olarak mı? Eğer tasarım olarak elinizde varsa izin verirseniz kendim baskı alabilirim.

Bende kalmamış, bir arkadaşımdan temin ettim. Umarım işinize yarar.




Merhabalar ilginiz için çok teşekkür ederim, fakat bu şekilde işime yaramıyor. Bu stickerı bana ulaştırma şansınız var mı acaba? Birde sadece 1 model stickerı mı var Alkaralar grubunun?

Ankara’daysanız, Sincan’da oturan bir arkadaşımda. Ondan alabilirsiniz. Adını ve telefon numarasını özelden yazarım.

Bundan başka sticker hatırlamıyorum.

Sıkıntı olmaz ise gönderebilir misiniz?

mansur yavaş destek olmalı. niyazi başkan elini taşın altına koyabiliyor. helal olsun. görüşme olursa umarım iyi sonuçlar çıkar maddi ve manevi.

belediyeden destek alırsak bu paranın büyük bi bölümünü kendi kaynaklarımıza kulanmalıyız. belediye den para alıp kumar oynarsak o zaman mahcup oluruz. gereksiz eleştirilere maruz kalırız. ve ankaraya artı değerler katmak gibi ekstra geri dönüşler sağlamalıyız. özellikle sosyallik.

genel kurul olacakmış. niyazi başkan’ın yönetimi değiştirmesi, istifa etmemesi gençlerbirliği açısından en hayırlısı olur.

metin hocadayız artık. bu süreç içinde çok saygımı kazandı. gençlerbirliğinden sonra kendisinin başarısı beni mutlu eder.

ligde kalmalı. borçları kendi kaynaklarımızla kapatmalıyız. bu bi süreç işi olacaktır. 2-3 sene ligde hem potansiyel parlatıp hem takımda tutabileceğimiz hem kariyerlerini de düşünerek değerinin altına vermememiz gerekir. takımda tutacağımız, alt yapımızdan çıkan, bizi birinci lige taşıyacak oyunculara da aynı önemi vermemiz gerekmektedir.

4-5 sene bu ligde kalırsak düşüncesi gençlerbirliği içi en hayırlı düşünce olur. (düşünceden önce çıkarsak; süpriz ya da süprize yakın biçimde de olursa bunun sevinci daha bi doğal olur. düşeriz orada da tutunmaya çalışırız batmaya ya da işlere giremeye değil) bu ligde kalırsak gelirle giderlerin açıklığı düşürülmeli, ihtiras vari-başka ilişkilere girmek için külübü kulanarak değil, öz kaynaklarlarıyla o açıklığı kendi tarafına bile çekmeli. ligden çıkarken hem paramız sıfırlanmalı, hem bi miktar paramız olmalı.

sorun olan para, ceplerde olanlar değil, kasa da.

bir dipnot eklemek istiyorum. iyi topçu çıkarsa kemik kadro ve kimlik oluşması için takımda tutmakta iyi bir başarı olur. değerleri bizim değerimizle, hem de kendi değerleriyle artacaktır. asıl değer ise böyle bir kadro olur. bir gençlerbirlikli olarak beni takımda gençlerli oyuncuların çokluğu kadar az şey sevindirir. ah bi de şampiyon olsak.

başarılar gençler diyip sezonu bekleyelim.

1 Beğeni